20.4 C
Türkiye
Cuma, Haziran 14, 2024
spot_img

Nasıl Bir Öğretmenim?

Saygıdeğer Öğretmenlerim,

Şartlar zamanla yorgunluğa sebep olsa da öğretmenlik mesleğine yeni başlayan her öğretmen idealist olma niyetiyle yola başlar. Fakat her nedense zamanla tecrübe sahibi, farklı anlatım tekniklerine hâkim, öğrenciyi doğru tanıyıp nasıl yaklaşacağını bilen bir öğretmen olması beklenirken bazen durum bunun tam tersi de olmakta.

“Siz bu öğrencileri bilmezsiniz hocam. Bunlar ne yere bakan yürek yakandır. Veliye zaten yaranamazsın. Dersini anlatıp çıkacaksın,” diyen öğretmenlerin sayısı maalesef ki azımsanmayacak kadar çok. Bi bakıma kendi yaşadığımız ve üstesinden gelemediğimiz sorunları genele vererek üstesinden gelinemez mutlak durum olarak kabul etmekteyiz. Çözemediğimiz sorunlar, çözülemeyen sorunlar olarak kabul görülmekte, üstüne iyileştirmeye çalışan öğretmenlerin çabası boş çaba olarak atfedilmektedir.

Doğru olan yaşadığımız sorunları iyileştirebilmek için yaptığımız işi daha iyi yapmaya çalışmaktır. Problemi çözmek karşı tarafı suçlamaktan daha üstündür. Hızlı çözüme ulaşmak içinde yenilikçi ve olumlu değişimi kabul etmeliyiz. Bu olumsuz durumu değiştirebilmek için sihirli bir iksirin var olduğunu söyleyemeyiz. Fakat işe, karşı taraftan önce kendimizi değiştirmeye başlayarak olumlu değişim için büyük bir adım atabiliriz. Bu da ancak eyleme geçerek mümkün olur. Şöyle düşünelim, küçükte olsa iyileştirme yapmadığımız bir gün olmasın.

Mükemmel veya kusursuz bir öğretmen olamayız tabi ki. Ama mükemmelliğe yakın olabiliriz. Bunun için kendimize mesleki olarak belirlememiz gerek bazı misyonlarımız olmalı. Planlı kültür oluşturmak, her adımda kaliteyi yakalamak, hesap verebilirlik, kurumla bütünleşebilmek, ihtiyaçları tahmin etme, proaktif yaklaşım gibi. Bir bakıma Kaizen (sürekli iyileştirme) felsefesini kendimize çalışma politikamız olarak kabul ettirmeliyiz.

İyileştirmeye nasıl bir öğretmen olduğumuzu görerek başlayabiliriz. Bunun için gelin şimdi bazı öğretmen tiplerini kısada olsa ele alarak kendimizi görmeye çalışalım;

  • İdealist Öğretmen

Emeğini esirgemeyen, şahsiyet saygınlığı kazanmış, çabasından haz duyan, öğrenciye göz temasından fazla olarak gönül teması kuran öğretmendir. İdealist öğretmenin eğitim anlayışı; öğrencilerin potansiyellerini ortaya çıkarmak için farklı yöntemleri dener, hayal kurdurtur ve her daim motive eder, insan tabiatını anlar, öğrencileri eğlendirirken öğretir, oyunları aktif olarak kullanır, öğrenciden teneffüs hakkını almaz, öğrencinin öğrenirken keyif almasını sağlar, öğrencilere öğrettiği bilgileri nerede, ne zaman ve nasıl kullanılacağını gösterir.

  • Farenjit Öğretmen

Genelde bağıran öğretmen olarak bilinen bu tipteki öğretmenler için disiplini sağlayamamış öğretmen tanımı yapabiliriz. Çünkü pozitif disiplini sağlayan öğretmen öğrencilere bağırma gereği duymaz.

Farenjit öğretmenin en belirgin özelliği; sabırsız olma, düşük stres toleransı ve stresi öğrenciye yansıtma, öğrenciye güvenmeme, yetersiz iletişim becerisine sahip olma, öfkeyi kontrol etmede yetersiz kalmaktır.

Öğretmenliğin haricindeki diğer mesleklere bakıldığında bağırmak iletişim problemi olarak görülür. Eczacı gelen müşterilere bağırsa, alış-veriş yaptığınız marketteki kasiyer size bağırarak konuşsa ya da emlakçı, manavcı, banka çalışanı size bağırarak konuşsa oldukça yanlış karşılar, hatta buna tepki bile gösterirsiniz.

Çünkü sağlıklı iletişime sahip olan herkes bağırmanın hiçbir işe yaramayan iletişim hatası olduğunu bilir.

Fakat bu durum okulda olduğu zaman öğretmenlerin öğrencilere bağırması normal hatta bağırmaması anormal ve disiplinsizlik olarak görülür.

Kimi öğretmenler öğretmenliğin olmazsa olmaz şartının bağırmak ve emir vererek konuşmak olduğunu iddia eder. Halbuki bu ikisi de zamanla öğrencide iletişim sağırlığına sebep olur. “Sana defterini aç dedim, Oğlum koridorda koşma, Sana kaç kere söyledim, Kendini de evde unutsaydın, Arka sıradakiler… konuşma, Kızım ne oluyor orda, Sessiz ol, Konuşma, Koşma, Getirme beni oraya,”… liste uzayııııııp gider.

Başarılı hiçbir öğretmen bağıran öğretmen olarak hatırlanmak istemez. Çünkü iyi bir öğretmen etkili sınıf yönetiminin birinci kuralının bağırmadan konuşabilmek olduğunu bilir. Sınıfta alt sesini kullanarak konuşan öğretmenin sesini duyabilmek içi sınıfın daha sessiz olduğunu görürsünüz. Bunun sebebi öğretmenin kullandığı ses tonunun, sınıfta belirleyici standarttı oluşturmuş olmasıdır.

  • Sıfırcı Öğretmen

Namı diğer “Kül Yutmaz” olarak bilinen sıfırcı öğretmen TDK’de “Notu kıt olan,” şeklinde ifade edilmektedir. Sıfırcı öğretmenlerin en klişe cümleleri; “Ben sizi karne zamanı görecem, Kanaatten sıfır veririm, Ben sizi bi de karneleri doldururken göreyim, O zaman kapıma gelirsiniz, bakalım o zaman sizi dinleyecek miyim, Basarım sıfırı,”…

Öğrencinin performansını değerlendirerek kendisine hak ettiği notu vermek, eğitimin önemli bir basamağıdır. Öğrenciye not veren öğretmenin değerlendirme konusunda birçok teknik bilgiye sahip olması önemlidir.

Malouff and Thorsteinsson`ın yapmış olduğu araştırmadan yola çıkarak gerçekleştirdikleri meta çalışmada, öğrencilerin etnik kökenlerinin, cinsiyet, dış görünüş ve varsa engellerinin öğretmenlerin not verme sürecini nasıl etkilediğini açıklamaktadır. Bu araştırmaya ufak değinmek gerekirse; Hindistan’da kız çocuklarına daha düşük not verildiği, Alman kökenli öğretmenlerin kompozisyon ödevlerinde Türk kökenli öğrencilere kıyasla Alman kökenli öğrencilere yüksek not verildiği, ABD`de öğretmenlerin hem siyahi hem de göçmen öğrencilere daha düşük not verildiği görülmüştür.

Öncelikle bir öğretmenin ölçme değerlendirme konusunda bilmesi gereken en temel bilgi, bu durumun kendi insafına ve kişisel değerlendirmesine kalmış olmadığıdır. Buna çözüm olarak verebileceğimiz tavsiye; bir öğretmenin kendisine dönük farkındalığının yüksek olması, adil olması, sübjektif karar alabilmesi, bireysel yorum ve önyargılarını işin içine dahil etmemesidir. Gerçek eşitlik için bunlar şarttır.

  • Kraldan çok kralcı Öğretmen

TDK`de karşılığı, birinin davasını ondan daha çok savunmaktır. Temel eğitim anlayışı kural neyse odur, esneme ve inisiyatifi kabul etmez ve asla kural dışına çıkmamalarıdır. Kraldan çok kralcı olan öğretmen genelde MEB veya okul idaresi tarafından belirlenen kuralları onlardan daha çok savunurlar. Öğrencilerin müfredatı öğrenmeleri kendileri için yeterlidir. Öğrencilere in formal eğitiminden ziyade formal bilgiyi öğretirler. Öğretmen öğrencinin ihtiyacını dikkate almadan, okulun genel hedeflerini öncelik olarak görür.

  • Otoriter (Kuralcı) Öğretmen

Öğretmen mevkisinin gücünü kullanan, sıkı disiplin kuralları olan öğretmen tipidir. Teokratik öğretmen olarak da bilinir. Sınıf yönetiminde öğrencileri kontrol altında tutabilmek için ceza ve baskı kullanımından kaçınmazlar. Sınıfta birçok konu tartışmaya açık değildir. Çünkü tartışılan konunun doğruluğuna öğretmen karar verir. Zira tek doğru ve mutlak otorite öğretmene aittir.  Otoriter öğretmenin tek amacı müfredatı yetiştirmektir. Sınıfta ezbere dayalı bir öğrenim şekli vardır. 

  • Otokratik (Zorlayıcı) Öğretmen

Tamamen başarı odaklı olan öğretmen tipidir. Öğrencilere zor hedefler verir ve kendilerinden üstün performans beklediğini sıklıkla dile getirir. Öğrencilerin performansını değerlendirmede notları baz alır ve sonuçlardan öğrencileri sorumlu tutar. Başarısız olunan durumlarda sorumluluk öğrenciye aittir.

  • Fakirleşmiş Öğretmen

Öğrenciye ve işine karşı ilgisi oldukça düşük olan öğretmen tipidir. Bu tip bir öğretmenin öğrencinin öğrenmesinde pek bir etkisi olmadığı için eğitim yılı bittikten sonra öğrencinin hatırlamaya çalışıp asla hatırlayamadığı sıkça görülür.

  • Yavaşlamış Öğretmen

Yavaşlamış sarkaç olarak tanımlayabileceğimiz bu öğretmen tipinde öğretmen öğrenciye karşı ılımlı olmaya çalışır. Sıklıkla denetimi zor olan sınıflarda orta yolu bulmaya çalışırlar.

  • Ayakta kalmaya çalışan öğretmen

Sınıf yönetiminde belli bir standarttı yakalayabilmek için her yolu deneyen öğretmen tipidir. Sıklıkla kullandığı cümleler, “Ne yaptıysam olmadı, beni dinlemiyorlar, ceza verdim olmadı, güzel konuştum olmadı, bağırdım yine olmadı, hatta disipline verdim durum yine aynı. Ne yapacağımı bilemiyorum? Bu öğrenciler hiç laftan anlamıyor. Sınıfa öğretmen girmiş mi girmemiş mi hiç belli değil. Ders anlatıyorum çocuk oralı değil. Sınıf resmen zıvanadan çıkmış durumda.”

  • Lider Öğretmen

Deneyime açık, sorumluluk sahibi, yol göstermekten ziyade yolu buldurtan, hedef vermekten ziyade öğrencinin hedef belirlemesini sağlayan, dışa dönük, her an öğrencinin yanında olmaya çalışan öğretmen tipidir. Öğretmenler odasında kendilerini bulmanız biraz zordur. Öğrencileri anlamaya çalışır ve onlara desteğini gösterir. Öğrencilerin fikirlerine saygı duyar ve derse karşı ilgili olmalarını önemsediği için katılımlarını destekler. En sevilen öğretmen tipi diyebiliriz.

  • Bezgin Öğretmen

Öğretmenlik mesleğinde mükemmelliği yakalamaya çalışıp hayal kırıklığına uğramış öğretmen tipidir. Yetişmesi gereken müfredatlar, kendisini hizaya getirmeye çalışan veliler, öğrencilerin istenmeyen davranışlarından sorumlu tutulmak, öğrencilerin sorunlarını çözmeden sadece testlerden yüksek not almalarını beklemek, sınav başarısı üzerine kurulan sistem, birçok konuda yetersiz görülüp yönlendirilmeye çalışmak gibi durumların neticesinde bezmiş olan öğretmendir. Yanlış eğitim politikalarının uygulanmasıyla eğitim yapması engellenmiştir.

  • Gezgin Öğretmen

Milli ve Dini bayramların hangi güne geldiğini en çok bilen öğretmen tipidir. Farklı sınıfların etkinliklerine misafir sınıf olarak katılmaktan hoşlanırlar. Derse en az 5 dakika geç girer, dersin son 5 dakikasında öğrencileri serbest bırakırlar.

Saygılarımla.

Son Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

81TakipçilerTakip Et
spot_img

Son Yazılar