20.4 C
Türkiye
Cuma, Haziran 14, 2024
spot_img

Aktif Dinleme Neden Önemli?

Saygıdeğer Öğretmenlerim,

Aktif dinleme öncelikle karşı tarafın söylediklerine hak vermek demek değildir. Aktif dinlemenin öneminden bahsettiğimiz de birçok öğretmen arkadaşlarımız “Hep biz mi dinleyeceğiz? Dinle dinle nereye kadar? Şimdiye kadar dinledik ne oldu?” gibi benzer tepkiler göstermekteler. Esasında bu geri dönüşlerin çoğu, doğru aktif dinlemenin gerçekleşmediğinin birer göstergesidir. O zaman doğru aktif dinleme nasıl olmalı izah etmeye çalışalım;

“Söz gümüşse, sukut altındır,” sözünden yola çıkarak, sizi konuşmaktan önce sessizliğin gücünü kullanmaya davet ediyoruz. Hatırlayalım, en etkili profesyonel danışmanlar zamanlarının büyük bir kısmını dinleyerek geçirmekteler.

Aktif dinleme, öğretmenin öğrenciye kabul edildiğini hissettirmesi için büyük fırsat tanıyan özel iletişim becerisidir. Beceri diyoruz çünkü dinlemek, konuşmaktan daha zordur. İster mesleğe başlayan yeni bir öğretmen olun, ister eğitime yıllarını veren tecrübeli öğretmen olun, birçok sorunu çözmenin birinci yolu aktif dinlemeden geçmektedir. Çünkü dinlemezseniz anlayamazsınız. Anlayamazsanız sorunu göremezsiniz.

Gelelim aktif dinlemenin nasıl uygulanması gerektiğine. Dinlemeyi aktif ve pasif dinleme olarak ikiye ayıralım. Pasif dinleme; hiçbir tepki vermeden, katılımsız dinlemektir. Genelde pasif dinlemede konuşmacı söylediklerinin karşı tarafta anlaşılıp, anlaşılmadığını kavrayamaz. Buda konuşan tarafından kendisine ve anlattıklarına kıymet verilmediği, fikirlerinin anlaşılmadığı kanısının oluşmasını sağlar.

Aktif dinlemede; sözsüz mesajın gücü kullanılmaktadır. Dinleme esnasında vurgulu mırıldamalarla anlatılan duruma uygun kabul tepkileri ile karşılık verilir. Dinleme gerçekleşirken karşı tarafa ucu açık kapı aralayıcı sorular sorulması, anlatılan sorunun altında yatan nedenlere odaklanılmasını sağlar. Yani, “Hım, evet, anlıyorum,” şeklinde vurgulu mırıldamalar ile anlatılan olayın durumuna göre eğilmek, gülümsemek, kaşları kaldırmak veya çatmak gibi bedensel tepkiler vererek öğrenciye anlattıklarını kabul ettiğimizi hissettirmeliyiz. Kabul etme dilinin öğrencileri açtığı unutulmamalıdır. Bazı durumlarda sorununu anlatan öğrenci, öğretmenin tepkisini anlayarak ona göre anlatmaya devam etmek ister. Bu durumda “Söylediklerin ilgimi çekti, bu konu hakkında anlatacak daha çok şeyin olduğunu düşünüyorum,” gibi kapı aralayıcı söylemlerden yardım alabiliriz.

“Fakat benim 30 öğrencim var. Hepsini nasıl dinleyebilirim? Aktif dinleme öğrencinin daha fazla öğrenmesini sağlayacak mı? Dinlemeye ayıracağım zamana değer mi?” gibi düşüncelerin hepsi, geleneksel düzenden kaynaklı anlaşılabilir tepkilerdir. Aslında bu tür düşünceler daha önceden aktif dinlemeyi deneyimlememiş öğretmenlerin ön yargılarından oluşmaktadır. Geleneksel olarak öğretmenler sorun yaşayan öğrenciye ders verme, nasihat etme, yargılama, sorgulama gibi tepkilerin verilmesine aşina olduklarından dolayı, ön yargılı olmalarını makul karşılıyoruz.

Fakat artık aktif dinlemeyi etkin kullanma zamanı geldi.

Aktif dinleme karşıdaki öğrenciye veya veliye hak vermek demek değildir. Aktif dinleme; konuyu veya sorunu dinleyerek, duyduğumuzu anlamamıza ve doğru yaklaşımlar ile iyileştirmeye çalışmamıza fırsat verir. İyi bir aktif dinleyici olan öğretmen “Saat kaç?” sorusunu soran öğrencinin saati öğrenmenin ötesinde, dersin bitmesine ne kadar zaman kaldığının sorulduğunu anlar. Buda öğrencilerin sıkıldıklarını, bunun için derste konu değişikliği veya farklı etkinlik ile dikkati tekrardan toplayabilmeyi anlamak demektir. Buradan yola çıkarak öğrencilerin sorularının altında yatan ana nedene bakmaya çalışalım;

  • “Bu dersi öğrenmek zorunda mıyım?”

Öğrenci, ders karmaşık geldiği için konuyu anlamamış olabilir.

  • “Arkadaşlarımı sevmiyorum.”

Öğrenci, arkadaşları tarafından reddedilmiş veya dışlanmış olabilir.

  • “Matematik dersinden nefret ediyorum.”

Öğrenci, yaklaşan sınavın kötü geçmesinden endişe duyuyor olabilir.

  • “Beden dersine katılmak zorunda mıyım?”

Öğrenci, grup oyunlarında gruba seçilmemekten korkuyor olabilir.

İşte, aktif dinlemeyi gerçekleştirdiğimizde her şeyden şikâyet eden öğrenci algısından uzak, sorunu olan öğrenci olduğunu anlıyoruz. Öğrenciye yardım etmenin en iyi yolu ona değişmesini söylemek yerine, değişmesi veya desteklenmesi gereken durumları fark ettirerek, görmesini sağlamaktır. Emin olun bu yaklaşım birçok konuşmadan daha etkilidir.

Gelin şimdi aşağıda vereceğim öğrenci sorunlarını aktif dinleme yolu ile okuyarak kendimizi muhakeme etmeye çalışalım;

  • Matematik dersi, Türkçe dersinden daha mı önemli?
  • İngilizler Türkçe öğrense olmaz mı?
  • Teneffüs saati daha gelmedi mi?
  • Bu konu sınavda çıkar mı?
  • Mühendis olmak için matematik dersimin çok iyi olması şart mı?

Bu sorulardaki ipuçlarından yola çıkarak, öğrencinin özgün olarak kodladığı gerçek sorunlara ulaşabiliriz.

Bu tür sorunların öğrenciler tarafından dile getirilmesi sizi korkutmasın. Çünkü bunlar üstü kapalı direnmeye oranla, çözülmesi daha kolay sorunlardır. Özellikle eğitim sistemine veya öğretmene karşı direnç gösteren öğrencileri azarlamak, terslemek veya cezalandırmak yerine aktif dinleme yolu ile konuşma fırsatı vermek önemlidir. Zamanla birikmiş ve patlama noktasına gelen durumların çözümü her zaman için daha sıkıntılıdır. Bu tür sorunların aktif dinleme yolu ile dile getirilmesi, öğrenci tarafından gerçeğin görülerek, sorunun sorumlusunun kendisinin olduğunun anlaşılmasını sağlar. Bir bakıma öğretmenin uygulayacağı aktif dinleme, öğrenciye kimseye bağlı kalmadan çözüm için alternatif üretmesi gerektiğini fark etmesini güçlendiren, öğretmen-öğrenci diyaloğunun yaşanmasını sağlar. Üstelik bu tür sorunların dile getirilmesi öğrencinin sahip olduğu iç huzursuzluğundan kurtularak, kendisinin öğrenmeye hazır hale gelmesini güçlendirir.

Aktif dinleme özellikle akademik konulardan uzak olan veli görüşmelerinde oldukça etkili olacaktır. Bilhassa velilerin yüksek tepkilerine hazırlıksız yakalanan öğretmenlerin şaşkınlıkla, konuyu dinlemeden doğrudan kendilerini savunmaya geçmeleri, yanlış bir tutum olarak değerlendirilir. Bu durumlarda aşırı tepki vermek ne kadar yanlışsa, tepkisiz kalmakta bir o kadar yanlıştır.

Doğru olan velinin tavrını kişiselleştirmeden, aktif dinleme yolu ile gerçek sorunu doğru analiz etmeye çalışmaktır. Mesela; “Aslında çocuğumun daha çok şey öğrenebileceğini düşünüyorum. Sonuçta tüm günü okulda geçiriyor. Türkiye’deki eğitim sistemi zaten berbat,” şeklindeki şikayetlerde, altta yatan mesajı anlamaya çalışarak akıllıca yaklaşmak önemlidir. “Çocuğunuzun konuları anlamadığını mı düşünüyorsunuz, arkadaşlarından geride olduğunu mu düşünüyorsunuz, müfredatın zayıf olduğunu mu düşünüyorsunuz,” gibi kapı aralayıcı söylemler ile ana soruna inmeye çalışmalıyız. Bizim aktif dinleme yolu ile sorununu anlatan veliyi anlamaya çalışmamız karşısında veli, saldırgan tavrını bırakıp sakinleşmeye başlayacaktır.

Saygılarımla.

Son Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

81TakipçilerTakip Et
spot_img

Son Yazılar