20.4 C
Türkiye
Cuma, Haziran 14, 2024
spot_img

Her Şey Bi Anda Oldu

Saygıdeğer Öğretmenlerim,

Kişi davranış olarak doğru bulmadığı bir tutumu sergilediği zaman “Bir anda oldu, bir anda gözüm karardı, bir anda çok sinirlendim, bi an kan beynime sıçradı,” gibi mazeretler üretir. Peki bu “Bi an” nedir? O an, nasıl bir andır ki bize istemediğimiz, doğru bulmadığımız bir davranışı yapmamızı sağlıyor.

Bi an dediğimiz durum, öfkemizi kontrol edemediğimiz durumdur. Kişinin yüksek kaygı duyduğu, tahammülünün kalmadığı, aşırı öfkelendiği bi an, ani sinir patlamasıdır.  Öğretmenin sabrı tükenip öğrenciye bağırarak ya da ceza vererek yüksek tepki gösterdiği, veliye ani çıkışlar ile yüksek sesle karşılık verildiği bu ani sinir patlaması yani öfke, yönetilerek kontrol altına alınabilir.

Öfke; insan doğasında olan evrensel bir duygudur. Uygun ifade edildiğinde karşı taraf ile sağlıklı iletişim kurarak sınırların belirlenmesinde etkilidir. Öfkede problem olan, öfkenin kontrol edilemeyerek karşı tarafa fiziki ya da sözel olarak saldırıda bulunulması, karşı tarafı bastırmaya çalışılmasıdır. Bunlar kusurlu davranışlardır.

O zaman öfkemizi 7 adımda kontrol altında tutmanın yollarını izah etmeye başlayalım;

  • Olumlu şeyler düşünerek kendinizi sakinleştirin. Bunun en kolay yolu, konu her ne olursa olsun mevzuyu kendiniz ile ilişkilendirmemektir. “Ben öğretmenim, benimle nasıl böyle konuşur. Her zaman bana karşı geliyor. Asla beni dinlemiyor.” gibi söylemler, öfkeyi tetikleyen düşüncelerdir. Bu yöndeki iç sesinizi susturarak asıl probleme odaklanmanız, dikkatinizi doğru yöne çevirmenizi sağlayacaktır.
  • Etkili dinleme yolu ile aktif dinleyici olarak karşı tarafı anlamaya çalışın. Öğrencisini aktif dinleyen öğretmen, her zaman karşısında kendisini aktif dinleyen öğrenci bulur. Dinlemek, dinlenilmeyi beraberinde getirir. Etkili dinleme ile öğrencinin yaşadığı sorunu ve hissettiği duyguyu, sesli düşünerek anlatmasına fırsat verilmelidir. Öğrenci konuşmaya nerden başlayacağını bilmiyorsa “Son zamanlar sınıfta fazlaca kavga edildiğini görüyorum. Bu konuda konuşmak ister misin?” gibi kapı aralayıcı cümleler ile konuşmayı başlatabilirsiniz. Öğrenciyi dinlerken kabul edildiğini ve kendisini anlamaya çalıştığınızı hissettirmeniz önemlidir.
  • Kendinizi doğru ifade ederek, kendi duygularınızı karşı taraftan saklamadan sakince iletişime geçmeye çalışın. Burada önemli olan söyleyeceklerimizi tartarak konuşmak olmalıdır. Eskilerin tabiri olan “bin düşün, bir konuş,” atasözü deyim yerindeyse konumuzu özetler nitelikte. Arkasını düşünmeden söyleyeceğimiz her söz, daha sonra hatamızı telafi etmek için arkasını toplamaya çalışmamız demektir.
  • Nedenlere değil, çözümlere odaklanın. Nedenlere takılıp kalmak, her zaman kişiyi asıl konudan uzaklaştırır. Bu şekilde mevzu konudan bağımsız bir yere geldiyse “Asıl konumuz tam olarak sınıfta sürekli kavga edilmesi değil mi?” diyerek, dağılan konuyu asıl mevzuya çevirmeliyiz.
  • Öfke anında gücünüzü değil, yeteneklerinizi kullanın. Yetenek, kişinin kendisinde doğuştan var olan veya daha sonra geliştirebileceği meziyetleridir. Bu meziyetler sakinliği sağlama, uzlaşma yoluna gitme, öğrenciler arasını iyileştirme, ikna etme gibi stratejik yeteneklerdir. Sorun anında öfkelenerek bağırmanın, yüksek sesle karşı tarafı bastırmaya çalışmanın, dinlemeden cezalandırmanın şimdiye kadar işe yaradığı hiç görülmemiştir. Kendi tecrübelerimizden yola çıkarak bu tutumu sergileyen öğretmenlerin asla başarıya ulaşamadığını, “Ne kadar bağırsam da kızsam da laftan anlamıyorlar,” diyerek sorunu çözemediğini görmüşüzdür. İlerleyen zamanlarda öğrenimi bitip mezun ettiği öğrencilerinin kendisini aramayarak vefasız olduklarından bolca şikâyet ettiklerini duymuşuzdur.
  • Öfkeniz yükseldiğinde kısa bir mola verin. Öfkelendiğinizde kalp atışınız hızlanıp, tansiyonunuz yükselerek sinirlendiğiniz anda, mümkünse sınıfı başka bir öğretmen arkadaşınıza bırakarak 5-10 dakika sakinleşmek için sınıftan çıkarak mola vermeniz, soğukkanlılığınızı koruyabilmeniz için önemlidir. Böyle bir fırsatınız yoksa öğrenciden dilerse 10 dakika ara vermesini isteyebilir, sakinleştikten sonra sağlıklı iletişime geçerek sorunu çözmenizin daha doğru olacağını söyleyebilirsiniz.
  • Kırıcı ve yargılayıcı olmaktan kaçının. Bu tür kusurlu yaklaşımlar, her zaman asıl mevzudan uzaklaşarak çatışmaya zemin hazırlar. Özellikle öğrenci ile yaşanan öfke anında haklı olmaya değil, öğrenciyi kazanmaya odaklanmalıyız. Öfke anında bizim sergilediğimiz davranış, öğrenci tarafından örnek alınacaktır. Çoğu öğretmen arkadaşımızdan geçmişteki öğretmeni hakkında “Ben orada hatalıydım, ama öğretmenim sakinlikle bana nasıl doğru yapmam gerektiğini anlattı. Ben orada yaptığım hatayı anlamıştım,” dediğini duymuşuzdur. Ayrıca burada “sen” dili yerine “ben” dilini kullanmak daha samimi olacaktır.

Peki, eğer öfkelenen öğrencimiz ise ne yapmalıyız?

İnsanın öfkelendiği duruma verdiği tepki, genel olarak kendisini büyüten anne ve babasının verdiği tepki ile aynıdır. Ailede öfkelenen ebeveynler öfke duygusunu yüksekten veriyorsa, her sorun bir kriz haline geliyorsa, bunun yansıması olarak aynı tutumu öğrenci okulda sergileyecektir.

Burada aile ile iletişime geçerek iş birliği içinde olmayı istemek isabetli olur. Aileden öfkelerini doğru şekilde kontrol etmelerinin çocuk tarafından örnek alınarak rol ve model edildiği anlatılmalıdır. Çocuğun öfkelenerek saldırganlaştığı durumda ise yüzlerini ifadesiz tutarak çocukla göz kontağı kurmadan sabırla sakinleşmesinin beklenilmesi, sakinleşme sağlandıktan sonra kararlı ve sakince iletişime geçilmesinin daha doğru olacağı izah edilmelidir. Bu konuşma çocuğun sosyal olgunluğuna uygun seviyede olmalıdır.

Ebeveynlerden istediğimiz bu tutarlı davranışı, öğretmenler olarak bizlerde okulda göstermeliyiz.

Saygılarımla.

Son Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

81TakipçilerTakip Et
spot_img

Son Yazılar