20.4 C
Türkiye
Cuma, Haziran 14, 2024
spot_img

İletişimde Engelleri Kaldıralım

Saygıdeğer Öğretmenlerim,

İletişim denilince akıllara ilk olarak kişinin başka kişi ile karşılıklı konuşması gelir. Fakat iletişim sanılandan daha fazlasıdır. İletişim; ses tonu, konuşma biçimi, beden dili, jest ve mimiklerin bütünü ile etkileşim halinde olmaktır. Etkili iletişimi ise, kendini doğru ifade etmek, konuşmaya başlamadan önce aktif dinlemek, empati kurmak, ikna ederek etkileşim halinde olmak olarak tanımlanmaktadır.

Kişi, yaşamı boyunca insanlarla iletişim halinde olmak durumundadır. Yapılan araştırmalar insanların günlerinin ortalama %75`ini iletişim halinde geçirmekte olduğunu göstermektedir. İletişimde önemli olan doğru anlamak ve doğru anlaşılmaktır. Dahası iletişim bir işi zirveye taşıyabildiği gibi zirveden düşmesine de neden olabilir. Bunun için iletişimde asıl olan etkili iletişimde olabilmektir.

Sizi başarısızlığa uğratan, hedefinize ulaşmada engelleyen en önemli faktör nedir diye sorsalar, şüphesiz bir çoğumuz yapılan acımaz eleştiri ve yorumların motivasyonumuzu düşürerek alınan kararlardan vazgeçmemiz olduğunu söyler. Bu tepkiyi veren kişilerin çoğu da bunu sizi üzmek için yapmadıklarını dile getirirler. Samimiyetlerine tabi ki inanıyoruz. Fakat gözden kaçırdıkları konu, etkileşimde iletişim engellerini kullanmış olmaları.

İletişim engelleri kişiyi en çok çocukluk dönemlerinde etkilemektedir. Okul zamanında öğretmenlerimizin söyledikleri her söz hayatımızda iz bırakmıştır. Bizi hem olumlu hem de olumsuz olarak etkilemiştir. Gelin öğretmenlerin en çok kullandığı iletişim engellerini öğrenerek, bu engellerden uzak durmaya çalışalım;

  • Emir vererek yönetmeye çalışmak;

Bu ödevini bugün hemen yap, bana getir.

Sızlanmayı bırakın, hemen şu yazıları yazın.

Tuvaletinin gelmesi umurumda değil. Yerine geç ve ben izin verene kadar yerinden kalkma.

  • Tehdit etmek;

Hemen sınıfa geçin, çabuk. Yoksa

Ben şimdi size gösteririm.

Tahtadaki yazıları hemen defterinize yazın. Bitirmeyen sınıftan çıkamaz.

Bunu bir daha yaparsan okula annen ile babanı çağırırım.

Bu sınavdan geçmek istiyorsan aklını kullan, çalış.

Seni bu dersten bırakırım.

Karneye sıfırı basarım.

  • Yargılamak, suçlamak, eleştirmek;

Bu problemi sen çözemezsin.

Yanlış yapan sensin.

 Kafan hiç çalışmıyor.

Sen arkadaşını bırak önce kendine bak. Sen çok mu akıllısın?

Bu konu senin için oldukça zor. Bu akılla sen konuyu zor anlarsın.

  • Sorguya çekmek, yalanını yakalamak adına çapraz sorgulamak, cevapları tahmin etmeye çalışmak;

Bu yazılı için kaç saat çalıştın? Bence hiç çalışmamışsın. Tembellik ederek çalışmayı ertelemişsindir.

Olayı bana anlatmak için neden son dersi bekledin? Hemen bana gelip söyleseydin.

Orada sende vardın. Arkadaşlarını neden ayırmadın. Neden hemen gelip haber vermedin. Yoksa kavgaya sende mi karıştın?

  • Alay etmek, isim takmak;

Ağlamayı bırak, sen bebek değilsin.

Ortaokula giden çocuk gibi değilsin. İkinci sınıfa giden çocuk gibi davranıyorsun.

Bu soruyu birinci sınıfa giden çocuğa sorsam bilir. Çok tembelsin.

Bebek gibi sadece dikkat çekmeye çalışıyorsun.

Burada paylaştığımız örnek konuşmalar hepimize tanıdık geldi değil mi. Öğretmen olarak kullanmadığınızı düşünerek, geçmişten tanıdık geldiğini ümit ediyorum. Hatta bu söylemleri okurken muhtemelen farkında olmadan ses tonunuzu, karşı tarafı tersler veya azarlar şekilde okumuşsunuzdur.

Bizim bile bilinç altımıza bu denli olumsuz sinyaller veren bu söylemler, öğrencide daha fazla olumsuz etki oluşturmakta. Bir öğrenciye kırk kere ne kadar kötü oluğunu söylerseniz, bu söyleme aşina olan öğrenci zamanla kötü olduğunu kabul edecektir. “Evet ben tembelim. Benim aklım yetmiyor. Ben güvenilmezim. Yalancının tekiyim,” şeklinde durumu kabul edecektir. Çünkü negatif eleştiriden daha kötü olan şey, sürekli negatif eleştiridir. Yani demem o ki, sizin söylediğiniz her olumsuz söylem karşısında öğrenci kendisini bu söylemdeki kişi olduğunu kabul ederek o şekilde davranmaya devam edecektir.

Dahası öğrencide yetersiz, değersiz, işe yaramaz, sürekli hata yapan, devamlı birinin kontrolü ile yönetilmeye ihtiyaç duyan biri olduğu hissi oluşturur. Kendi düşünce ve ihtiyaçlarının hiçbir önemi olmadığını, kendisini yöneten biri olmadan kendi kontrolünü sağlayamayacağını düşünür. Ve zaman içinde bu durum karakterinin tamamını oluşturmaya başlar. Ve artık özdenetimi gelişememiş bir birey olarak yaşamını sürdürür.

Öğretmen olarak kontrolü sağlamak istediğimiz veya öğrenciyi uyarmak istediğimiz zamanlarda iletişim engellerini kullanmak yerine, kabul dilini kullanmayı tercih etmeliyiz. Kabul söylemleri;

  • Senin yetişkin bir öğrenci olduğunu düşünerek bunu yaparken ne düşündüğünü öğrenmek istiyorum.
  • Bu derste hangi konuda zorlandığını söylersen sana yardımcı olmaya çalışabilirim.
  • Sınıfta gürültü olduğu zaman dersi anlatmakta zorlanıyorum. Derste sessizliği sağlayarak bana yardımcı olabilirsiniz.
  • Son zamanlarda arkadaşlarınla sorun yaşadığını görüyorum. Bana gerçek sorununun ne olduğunu paylaşmak ister misin? 

Fark ettiyseniz örnek kullandığımız kabul dilinde öğrencinin içinde bulunduğu durumu kabul ettiğimizi, sorumluluğun kendisinde olduğunu ve çözümü öğrenciye bıraktığımızı ifade ediyoruz. Bunun ile beraber, öğretmeni olarak yardım etmeye gönüllü ve istekli olduğumuzu hissetmesini sağlıyoruz.

Saygılarımla.

Son Okunanlar

1 Yorum

  1. […] İnsan ilişkilerinden kaynaklı stres, öğrencinin motivasyonunu hızla aşağıya çekmektedir. Bu stresi yaşayan öğrenciye alet çantamızdaki etkili iletişim tekniklerini öğretmeliyiz. Çok büyük problemlerin bazen küçük çözümleri olabilir. İnsan ilişkilerinde stres genelde akran zorbalığına maruz kalan öğrencilerde kendisini göstermektedir. Etkili iletişim yazımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. https://ogretmenkocu.com/2022/01/23/iletisimde-engelleri-kaldiralim/ […]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

81TakipçilerTakip Et
spot_img

Son Yazılar