20.4 C
Türkiye
Cuma, Haziran 14, 2024
spot_img

Etkili Çalışma Teknikleri

Saygıdeğer Öğretmenlerim,

Ders çalışmak için ya da sınava hazırlanmak için fazla zamanın olduğunu bilmek, işin kalitesini artırmadığı gibi işin ertelenmesine de neden olabilir. Son güne kalan ödevler, sınava bir gün kala çalışmak, projeyi son dakikaya yetiştirmek gibi. Bu yazımızda, etkili çalışma tekniklerinden vereceğimiz örnekler ile bu sorunu çözüme kavuşturmayı hedefliyoruz.

Konunun daha açık anlaşılabilmesi için ders tekniklerinden önce size, zaman yönetimindeki Parkinson Yasasından bahsetmek istiyoruz.

Parkinson yasası “Bir işi bitirmek için ne kadar süreniz var ise o işi bitirmek o kadar zamanınızı alır,” temelini esas alarak çözüm sunan, etkili bir zaman yönetiminin gerçekleştirilmesini sağlar.  Yani çalışmanın tamamlanması için gereken zamanı kullanmaktır. Somut örnek vermek gerekirse; Ne kadar para kazanırsanız, o kadar harcarsınız ve hiçbir zaman kazanılan para yetmez. Ya da okulda bir saatinizi harcayarak yapabileceğiniz işe, süre sıkıntısı olmadığı için tüm güne yayarak bütün gününüzü ayırmanız gibi. Sürenin fazla olması ilk başta avantaj gibi görünse de işin kalitesine katkısı yoktur. Doğru olan, doğru zamanı belirleyerek, gerekli süreyi planlamaktır. Yani bir saatlik işe ne 10 dakika ayırın, ne de tam gününüzü verin.

Burada çözüm olarak ilk yapmamız gereken, işi alt görevlere ayırarak, suni zaman kısıtlaması uygulamak olmalıdır.

Kendinize ya da ders çalışmada rahat davranan öğrenciye “Bu işi yetiştirebilmek için ne kadar süren var?” sorusunu sormak yerine, “Bu işi yetiştirebilmek için ne kadar zaman ayırmalısın?” sorusunu sormalıyız. Yetiştirmeniz gereken işi, sizin ayırabileceğiniz süre üzerinden planlamanız, suni zaman kısıtlaması ile size zaman kazandıracaktır.

Gelelim zaman yönetimini aktif kullanarak etkili ders çalışma tekniklerine. Bu yazımızda temeldeki 4 ders çalışma tekniğine değineceğiz.

  • Etkin çalışma tekniği;

Çalışmalarınız da çekirdeğe koyacağınız bir teknikten bahsedeceğiz.

Özellikle sınava hazırlanan ilköğretim son ve lise son sınıf öğrencilerinde programlamada esas alacağınız bir çalışma yönetimidir.

İllaki bize gelerek “Motivasyonum hiç yok, istesem de bu sınavı başaramam,” diyen öğrencilerimiz vardır. Ya da zaman zaman bizim bu düşünceye kapıldığımız oluyordur. İlham, havadan kendiliğinden gelen bir şey değildir. Motive olmak için ilk adımı atmamız gerekir. O zaman çalışmaya motive olmak için eyleme geçmek yani çalışmaya başlamak gerekir. Kitap alıp, biraz çalışma yaptıktan sonra kişi çalışmaya motive olmaya başlar.

Bize bu şekilde gelen öğrencimize “Sakın böyle düşünme. Bu düşünceni hemen değiştir. Sil kafandan at,” dememiz, öğrencinin eyleme geçmesini sağlamaz.  Bunu yaptığımız takdirde işin içinden çıkamayız.

Öncelikle sınava hazırlanan öğrenci ile aşağıdaki 4 konu konuşulmalıdır;

  1. Konu çalışması,
  2. Çözümlü soru,
  3. Çıkmış soru,
  4. Test.

Şimdi bu 4 konuyu tek tek inceleyelim;

  1. Konu çalışması;

Meselemiz sınava hazırlanmaksa, çok soru çözmekten önce öğrenci konulara hâkim olmalıdır. Bir sürü soru çözmüş ama konuya hâkim olmayan öğrenci sıkıntılıdır. Mesela; Matematikte zayıf olan öğrenci treni nerde kaçırdığını bilmelidir. Diyelim ki öğretmen derste 7. konuyu anlatıyor. Fakat öğrenci 4. konudan sonrasını anlamadıysa, kendisini 4. konudan başlayarak telafi etmelidir. Treni hangi durakta kaçırdıysa, o durağa geri dönerek devam etmelidir. Bunu anlamanın en güzel yolu, öğrenciden 1. Maddenin önüne yüzde vermesini isteyin. “Bu konuyu ne kadar anladın?” sorusuna %70 cevabını aldıysak, bunun %90 olmasını sağlamalıyız.

  • Çözümlü sorular;

Öğrencinin çözümlü sorular ile konuya çalışması çok önemlidir. Çözümlü sorular ile soruların çözüm yolları kavranmış olur. Arada çözümlenmeyen sorular kalmamalıdır. Bununda sonunda öğrencinin yine yüzdelik vermesini isteyin. Burada öğrencinin soruları yapabilmesi için sahip olduğu bilgi düzeyine odaklanıyoruz. Bunun için bu yüzdenin %90 olmasını sağlamalıyız.

  • Çıkmış sorular;

İlk iki maddeyi gerçekleştirdikten sonra çıkmış sorulara odaklanmalıyız. Burada öğrenci ne kadar hazır olduğunu görecektir. Öğrencinin dikkat düzeyini artırması için yeni nesil soru tiplerinden de çalışması önemlidir. Burada da %90 başarı kazandıysa, yola son olarak test çözme ile devam etmeliyiz.

  • Test;

İlk üç madde de %90 yüzdelik sağlandıktan sonra son adım, çok test çözmek olmalıdır. Test çözmede günlük plan nasıl hazırlanmalı?  İnsanın dikkat süresi kişiden kişiye değiştiği için genel olarak bir oturum 20 ile 50 dakika arasında olmalıdır. İdeal olan 30 dakikadır. Pomodor Tekniğinde idealin 25 dakika olduğu öne sürülmektedir. Fakat bu konudaki tercih kesinlikle öğrenciye bırakılmalıdır. ” Mevcut performansınla ne kadar çalışabilirsin?” dediğimizde öğrenci günlük 3 saat diyorsa, günlük 30 dakikadan 6 oturumluk program yapılabilir. Bunlar günlük hedeftir. Tavsiyemiz, günlük programda birçok sebepten dolayı kayma olabileceğinden, işi sağlama almak ve öğrencinin motivasyonunu düşürmemek için günlük ortalamadan, haftalık 30 oturum olarak planlanmasıdır.  Örneğin; 6 oturumluk program gün sonunda 5 oturum olarak tamamlanmışsa, kalan 1 oturum bir sonraki güne kaydırılarak, o gün 7 oturum olarak tamamlanmalıdır.

Haftalık program çarşambadan çarşambaya güncellenmelidir.  Bu güncelleme öğrenciye somut olarak kendisini görmesini sağlayacaktır. Somut program hedefe ulaşmada yaptığımız takiplerde gaza mı yoksa frene mi basılması gerektiğini gösterecektir.

Düzenli program takibi için, öğrenci takip formuna ogretmenkocu@gmail.com adresimizden istek göndererek, ulaşabilirsiniz.

Dip Not: günlük 6 oturum en fazla iki dersten oluşmalıdır. Mesela; Matematik, Türkçe dersi yapıldığı gün, bir üçüncü ders olarak fen konusu işlenmemelidir.

  • Matebasit tekniği;

Orta öğrenim ve yüksek öğrenimde sayısal ve sözelde yaşanan sıkıntının temel sebebi, ilköğretimde temel derslerin yeterli öğrenilememesinden kaynaklıdır.

Matebasit, okul öncesi ve ilkokuldaki temel derslerin akıllarda daha iyi kalabilmesini esas almaktadır. Temelinde, sol beyni çalıştırmayı gerektiren sayısal derslerde, sağ beyni çalıştıran sözellerle kodlayarak, hafızaya kazımak vardır. Aynı şekilde sözel konularda, sayısal kodlamalar kullanılır. Özellikle ilkokul öğretmenlerinin uygulaması gereken bir tekniktir.

Mesela; 3. Sınıf öğrencilerine çarpma tablosu öğretilirken hikayelerden yardım alınır. Hatırlarsanız genelde çarpmada 6.6= 36 hiç unutulmaz. Çünkü babasının bıyığı yolda kalmıştır.

Gelin şimdi 7.7=49 çarpmasının hikayesini anlatalım; Okulda Nuri adında bir çocuk varmış. Nuri o kadar tombikmiş ki 49 kiloymuş. Öğretmen Nuri`nin annesine “Nuri neden bu kadar kilolu?” diye sormuş. Annesi de “Yedi (7), yedi (7) 49 oldu,” demiş.

Ya da öğrencilerin en çok takıldığı 7.8=? çarpmasını anlatalım.

7.8=56 çarpmasının hikayesi; Bir köyde kral varmış. Bu kral sakız çiğnemesini çok severmiş. Fakat bu köyde fazla sakız yetişmezmiş. Kral bütün köy halkına duyuru yapmış. Kim krala 7 sakız getirirse, kral ona 50 altın verecekmiş. Köydeki bir çiftçi bahçesinden tam 7 sakız (sekiz) getirmiş. Kralda çiftçiye elli altı-n (56) vermiş.

  • Mental Aritmetik;

Mental Aritmetik daha çok 3. sınıf itibari ile ilkokulda uygulanabilecek oldukça etkili bir tekniktir. Son zamanlarda sihirli matematik olarak farklı şekilde duyduğumuz bu teknik, sayılardaki gizli şifreleri buldurarak, 4 temel işlemi kısa sürede yapmayı sağlamaktadır. Hızlı öğrenme tekniklerinin başında gelen Mental Aritmetik, temelde 4 seviyeden oluşmaktadır;

  1. Soroban,
  2. Manuel,
  3. Flash Anzan,
  4. Mega Hafıza`dır.
  • Hızlı okuma;

Özellikle yeni nesil matematik sorularının çözülmesinde ve uzun paragrafı olan metinlerin okunmasında hızlanılarak, sınavda zaman kazanılmasını destekleyen, göz koordinasyonu ile odaklanmayı sağlayan etkili bir tekniktir. Teknik, göz koordinasyonu ile yapılan egzersizlerle anlamada zihni hızlandırmaktadır.

Saygılarımla,

Son Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

81TakipçilerTakip Et
spot_img

Son Yazılar