20.4 C
Türkiye
Cuma, Haziran 14, 2024
spot_img

Ödev Nasıl Verilmeli?

Saygıdeğer Öğretmenlerim,

Bu yazımızda ödev verilmeli mi, yoksa verilmemeli mi tartışmasına girmeden “Doğru ödevlendirme nasıl yapılır?” konusuna değinmek istiyoruz.

Öncelikle verilecek ödevin amacı, okulda öğrenilen bilgilerin okuldan sonra tekrarlanarak pekiştirilmesini sağlamak olmalıdır. Öğrenmenin süreç evresini kısaca anlatmamız gerekirse, her bilgi önce kısa süreli belleğe işlenir. Kısa süreli bellekte yapılan tekrar ve pekiştirme çalışmaları ile bu bilgiler, uzun süreli belleğe kalıcı olarak işlenir.

Ezbere dayalı ödevlerde aynı rutinde yapılan ezber çalışmaları, bilgiyi her defasında kısa süreli bellekte tutmaktadır. Bu bilgileri uzun süreli belleğe taşımak istiyorsak, farklı açıdan sorulmuş soruları çözmek veya farklı nesnelere benzetilerek yapılan kodlama gibi çalışmalarla kolayca gerçekleştirebiliriz.

Öğretmen ödev verirken, derste verdiği bilgiler üzerine araştırma yapmalarını ve bu bilgileri öğrendikleri yeni bilgiler ile bağdaştırarak konuyu daha güçlü pekiştirmelerine destek vermelerini sağlamalıdır. Ayrıca ödevin işe yarayarak işlevsel olabilmesi için öğrencilerin, kaygı ve stresten uzak olmaları gerekir. “Yetiştiremezsem, yanlış veya eksik yaparsam,” diye öğrenciyi strese sokan her ödev, ödevin amacına hizmet etmemektedir. Unutulmamalıdır ki, beyin stres altında olduğunda öğrenmeyi bırakır.

Gerçekçi yaklaştığımızda Ülkemizdeki eğitim sisteminde öğretmenler ödev vermek konusunda oldukça zorlanmaktalar.

Ödev verme ilkelerini sıralarken yapılması ve yapılmaması gereken konulara değinmeyi daha uygun gördük;

  • Öncelikle ödev bilinci öğrencilere doğru anlatılmalıdır. Öğrencilere “Neden ödev yapıyorsunuz?” diye soru sorduğumuzda genelde “Öğretmen kızmasın diye,” cevabını alırız. Ödev verilmeden önce gerekirse sadece bir ders bunun için ayrılarak, ödevin öğretmene değil öğrenciye katkı sağladığı dile getirilerek, ödev bilinci doğru anlatılmalıdır.
  • Velilere doğru ödev bilinci kazandırılmalıdır. Ailelerin ödev konusunda genel ve sık yaptıkları hataların başında; “Ödevin var mı? Yaptın mı? Eksik mi yaptın?” gibi sürekli soru sorarak söylenmeleri, öğrencinin yerine ödevi yapmaları, öğrenci ödev yaparken evdekilerin TV izlemeleri, öğrenciden hoş sohbetlerin yapıldığı ortamda ödev yapmaya çalışmasının istenmesi, yapılan ödevden daha iyisinin yapılmasının istenmesi, gün içerisinde ödev ile alakalı hiç ilgi göstermeyip uyku saatinde yapılmasının hatırlatılması, öğrencinin çözemeyip yardım istediği soruyu velinin kendisinin çözmesi gelmektedir. Aynı hassasiyetle ilk veli toplantısında tüm velilere ödev bilinci anlatılmalı ve ödevden ne beklenilmesi gerektiği hatırlatılmalıdır.
  • Ödev öğrenci ile veli arasında çatışma haline gelmemeli. Evde sürekli ödev konusu ile ilgili huzursuzluk yaşanıyorsa, verilen ödev gözden geçirilmelidir. Gerekirse veli ve öğrenci ile beraber görüşme yapılabilir ve evde bir rutin oluşturulması istenilebilir. Bu rutin hem evdeki ödev konusundan dolayı çıkan huzursuzluğu gidermiş olur, hem de öğrenciye düzenli çalışma disiplini kazandırmış olur. Rutin oluşturulurken ödevin, ne zaman ve nerede yapılması gerektiği belirlenmelidir. Mümkünse akşam yemek saatine kadar ödev yapılmış olmalıdır.

Ayrıca ödev yaparken yanında sürekli yetişkin birini isteyen öğrencide, özgüven sorunu yaşanıyor olabilir. Bu durumu yaşayan veliden “Sen şu iki soruyu yap, sayfadan üç satır yaz, şu sayfayı oku ben hemen gelicem,” diyerek kademeli olarak uzaklaşması istenilmelidir.

  • Ödev öğrencinin tüm zamanını almamalıdır. Sosyal faaliyet, oyun oynama, dinlenme, okul dışı çevre ile etkileşim halinde olmak çocuğun temel gereksinimlerindendir. Verilecek ev ödevi öğrenciye bu alanda zaman vermiyorsa, okul dışındaki tüm zaman ev ödevine harcanıyorsa, öğretmen verdiği ödevi tekrar gözden geçirmeli ve doğru seviyede ödevlendirme yapmalıdır.

Öğretmenin okul dışı öğrenciden tek beklentisi, ödevini zamanında yapmasıdır. Fakat ödev sorumluluğunu yerine getirmek, diğer sorumluluklarını yerine getirmeyi engellememelidir.

  • Öğretmenler ödevi kendi hazırladığı sorulardan vermelidir. İnternetten veya farklı sınıfın ödevlerinden öğrencilere ödevlendirme yapılmamalı, ödev iyi planlanmış soru ve çalışmalardan olmalıdır. Ödevi öğretmenin hazırlaması hem ödevin fazla uzun olmamasını sağlarken hem de öğrenci ve öğretmenin gelişimi için daha sağlıklı olacaktır.

Bazen ödev verilirken ipin ucu kaçabiliyor. “Testte veriyim, araştırmada veriyim, projede vereyim,” denilebiliyor. Bu tür ödevlendirmeler öğrencinin yükünü ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramamakta. Kontrol altına alınabilmesi için öğretmenin ödevi kendisinin tasarlaması daha verimli olacaktır. Böylece öğretmene mesleki gelişim olarak da artı kazandıracaktır.

  • Ödev öğrenci merkezli ve bireysel odaklı olarak verilmelidir. İlk okuduğunuzda “İmkânsız, onca öğrenciye bireysel ödev hazırlayamayız,” diye düşünebilirsiniz. (Biz de ilk öğrendiğimizde “İmkânsız,” diyerek önyargılı yaklaştık.)

Peki, mümkün olduğu kadar öğrencinin seviye ve durumuna göre ödevlendirme yapılarak, nasıl nokta atışı yapabiliriz? Sorusunun cevabı; bireysel ödev takip çizelgeleridir. Tek düzende verilen ödevler ne geride kalanı ilerletir ne de önde giden öğrenciyi geliştirir. Sadece orta seviye öğrenciler için ideal olabilir.  Herkese aynı soru sorulamaz, aynı sorumluluk verilemez. Buna en iyi çözüm bireysel ödev takip çizelgesi veya kitap okuma çizelgesi hazırlanmasıdır. Belirlenen günlük hedefler bu çizelgeye işenerek ödev kontrolü bu çizelgeler üzerinden değerlendirilebilir. Örnek çizelgeye linkten ulaşabilirsiniz.

https://ogretmenkocu.com/wp-content/uploads/2022/11/wp-1668952295550.jpg

https://ogretmenkocu.com/wp-content/uploads/2022/11/wp-1668952404624.jpg

  • Ödev sınıfta yapılamayacak uygulamalar üzerinden verilmelidir. Sınıfta yapılabilecek olan konular eve ödev olarak verilmemelidir. Bu ne demek? Okul eğitim fonksiyonu açısından yetersiz demektir. Okul sonrasında eve gelen öğrenci okulu evde devam ettirmemeli, okul eve taşınmamalıdır. Mesela; Sınıfta yeterli zaman olmadığı için kitap okunamıyorsa, okuma sorumluluğu ev ödevi olarak verilebilir. Sosyal projeler, gözlemler, vatandaşlık sorumlulukları gibi ödevler eve verilebilir.

Fakat mesela; değerler eğitimindeki akraba ilişkileri, sılayı rahim konusu işlenirken evde akraba ziyareti yapma, uzakta olan akrabaları telefon ile arama gibi sınıfta yapılamayacak çalışmalar ev ödevi olarak verilmelidir. Ya da Din Kültürü dersinde sınıfta abdest alınamayacağı için sınıfta teorik olarak anlatılan abdestin evde uygulamalı olarak alınması istenilebilir. Aynı yaklaşımla Hayat Bilgisi dersinde saat konusu işlenirken okulda güneş saati yapılması mümkün olduğu için sınıf ortamında uygulamalı olarak yapılması daha doğru olacaktır.

Bu madde aslında okul ile evi bağlayan bir husustur. Okulda öğretilen konuları hayattan kopuk olarak değerlendiren öğrenciler ile STEM Eğitimini burada yardımcı teknik olarak değerlendirmeliyiz. Mesela; açığı öğretirken ev kapısının menteşe aralığının ölçülmesi veya alan konusu işlenirken evde buzdolabı veya koltukların kapladığı alanın ölçülmesinin istenmesi, konuyu eve taşıyan ve okulda öğretilenleri hayatın gerçekleri ile bağdaştıran ödevlendirmelerdir. Ayrıca konunun daha iyi pekişmesine de yardımcı olacaktır.

  • Ödevler ufuk açan çalışmalardan olmalıdır. Ödev yoğun çalışma temposunda öğrencilere mola olan çalışmalardan olmalıdır. Ödev gün içerisinde yorulan öğrenciyi dinlendirmelidir. Derleme, dinleme, araştırma, gözlem yapma gibi ödevler öğrencilerin hayata farklı bakış açısı kazanılmasını sağlayan, konunun daha iyi anlaşılmasını destekleyen ve öğrenciyi motive eden ödevlerdir. Mesela; Toplumsal sorumluluklar konusu işlenirken öğrencilerden mahallede gözlem yaparak belgesel çekmeleri, fotoroman düzenlemeleri veya gazete sayfası hazırlamaları istenilebilir.
  • Ödev dezavantajlı öğrencileri desteklemelidir. Bunun için öğrencileri doğru gözlemlemek gerekir. Bu şu demek oluyor, bazı öğrenciler vardır okur yazar aileye sahiptir. Bilmediklerini, anlayamadıklarını sorup cevap alabilecek aile ortamına sahiptir.  (Özel ders alabilen, ailesi tarafından birebir destek verilen öğrenciler) Diğer yandan yaşadığı aile ortamında danışabilecek, destek alabilecek, sorduğu sorulara cevap verebilecek yetişkine sahip olmayan veya okuldan sonra ödev veya çalışma yapması için yeterli zamanı ve ortamı olmayan öğrenciler vardır. Bu öğrencilere pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. Bunun için de aileler yeterli düzeyde tanınmalıdır. Bir yanda sürekli ödevini yapan öğrenci ile dezavantajlı öğrencilerin eksik veya yapılamayan ödevleri aynı şekilde değerlendirmeye alınmamalıdır.
  • Ödevler öğretmen ya da yetişkin desteği olmadan yapılabilecek düzeyde olmalıdır. Ödev öğrencinin kendi başına tamamlaması ve becerebilmesi için verilir. Yoksa ikinci bir okul çalışması olarak değerlendirilmemelidir. Minimum destekle yapılabilecek çalışmalar ödev olarak verilmelidir. Mesela; “Yarın matematik dersinde kesirler konusunu işleyeceğiz, yarına kadar herkes çalışıp hazırlanıp da gelsin,” şeklindeki ödevlerde öğrenci yetişkine ihtiyaç duyar. Ya da okulda işlenmesi zor problemlerin ödev olarak verilmesi gibi. Sorabilecek, destek alabilecek yetişkini olmayan öğrenciler için bu tür ödevler tam bir dert olmaktan başka bir şey değildir.

Hepimizin dikkatini çekmiştir. Genelde ders kitaplarındaki ünite başı çalışmalarında, düşünme ve gözleme dayalı birkaç soru vardır. Bu sorular öğrencinin tek başına üstesinden kalkabileceği soru ve çalışmalardır. Çünkü burada maksat konuyu işlemeye başlamadan önce öğrencide konuya dair merak uyandırmaktadır. Mesela; hücre konusu işlenmeden önce “Hücrenin yapılarını öğrenin, yarın öyle gelin,” gibi ödevler olmamalıdır. Yine gözleme veya araştırmaya yönelik verilecek ödevlerde öğrencilere “Anne veya babanıza sorun,” ifadesi yerine “Bir büyüğünüze sorun, yetişkin birine danışın,” şeklinde ifade tercih edilmelidir.

  • Aşırı zaman alan, zor ödevler verilmemelidir. Öğrenciyi ödevden yıldıran ve bıktıran nedenlerin başında, zor ve zaman alan ödevler gelmektedir. Zaman alan ödevler öğrenme aşkını ve isteğini öldürür ve motivasyonu düşürür. Zaman alan ödevler tabi ki verilmeli. Bunlar daha çok sosyal sorumluluk, hayvanları koruma, çevre temizliği gibi konular üzerinden olmalıdır. Teorik bilgilere dayalı zaman alan ödevler öğrencileri oldukça yormaktadır. 8 sayfa test çözülmesini istemek, 5 sayfa özet çıkar veya kompozisyon hazırlanmasını istemek öğrenciyi bıktırmaktan başka hiçbir işe maalesef ki yaramamaktadır.

Burada özellikle ilköğretimin ikinci kademesinde farklı branşta öğretmenlerin ödev verirken birbirleri ile istişare etmelerini öneririz. Matematik öğretmeninin 30 dakikalık, Türkçe öğretmeninin 30 dakikalık, Fen öğretmeninin 30 dakikalık vereceği ödev için öğrencinin okul sonrasında 90 dakikasını sadece ödev çalışmalarına ayırması gerekir. Haricinde kitap okuması, gözlem yapması, araştırma yapması gibi ödevlerde varsa, dinlenmeye, oyun oynamaya zaman ayıramayan öğrenci için ödev tam bir baş belasıdır. Bu konuda her öğretmen daha duyarlı olmalıdır. “Beni diğer dersleriniz ilgilendirmez, beni sadece kendi dersim ilgilendirir,” şeklinde düşünceden uzak olmalıyız.

Buna en güzel çözüm, her branşın öğretmeninin haftanın belli günlerinde ödevlendirme yapması şeklinde bir program düzenlenmesi olabilir. Öncelikle öğretmenler toplantısında totalde bir öğrenciye günlük ne kadar ödev yükü verildiğine dair istişare edilmesi gerekir. Mesela; pazartesi günü matematik, salı günü Türkçe, çarşamba günü İngilizce ödevi şeklinde haftalık çizelge hazırlanmalıdır. Böylelikle kitap okuma, test çözme veya gözlem yapma gibi çalışmalar için öğrenciye ek zaman tanınmış olur. Her gün öğrenciye okul saati kadar ödev verilmemelidir. Haftalık çizelge hazırlanıp hangi gün, hangi ders ne kadar zaman alacak not edilerek haftalık çizelge kullanılmalıdır. Bu şekilde ödev konusunda öğrenciye fazla yük yüklenmemiş olur.

  • Öğrenciye ödev konusunda seçenek hakkı tanınmalıdır. Her öğrenci farklı şart ve imkanlara sahiptir. Bunun için farklı tercih veya materyal imkanını kullanabilmesine olanak sağlanmalıdır. Mesela; proje ödevi isterken “Kartondan hazırlanması gerekli,” şeklinde seçenek sunulmadan verilen ödevler, kartona ulaşamayan öğrenciler için oldukça sıkıntı vermektedir.  Bunun yerine mesela, ödev olarak farklı kitap kapağı tasarlamasını istediğinizde içerik tamamen özgür bırakılırsa, her öğrenci kendi hayal dünyasındaki tasarımı ortaya çıkarmak isteyecektir. Bu dijital bir kapak tasarımı da olabilir, karton veya strafordan bir kapakta olabilir veya yağlı boya ile özgür bir tasarım şeklinde de hazırlanabilmelidir. Ödevde içerik konusunda öğrenciye esneklik tanınmalı, bu konuda katı veya ısrarcı olunmamalıdır.
  • Ödevler net ve açık bir şekilde, herkesin duyabileceği ve anlayabileceği şekilde verilmelidir. Okul çıkış zili çalındığında veya öğrencilerin çıkışa hazırlandığı zamanda öğretmen ödev vermemelidir. Sınıfın 2/3`ü ödevi yapmamış veya eksik yapmış ise burada öğretmen ödev verme zamanını tekrardan gözden geçirmelidir.

Aynı şekilde internetten araştırma ödevi verilirken araştırma sitelerinin isimleri net şekilde verilmeli ve oralardan araştırma yapmaları istenmelidir. Öğrencilerin araştırma yaparken internetteki bilgi kirliliğinden dolayı yaşanabilecek sıkıntıları göz önünde bulundurmalıyız. Bunun için öğretmenler ödev verirken öğrencilerin doğru faydalanabilecekleri kaynak siteler üzerinden rehberlik etmeleri önemlidir.

  • Verilen ödev üzerine ders işlenmemelidir. Türkçe dersinde ev ödevi olarak yabancı terimlerin araştırılmasını isteyen öğretmen, derse girdiğinde konuyu işlemeden bu terimlerden kompozisyon yazmalarını istememelidir. Ödevi eksik ya da yanlış yapmış öğrenciler için bu durum derse 1-0 yenik başlamaktır. Ödevin mantığı zaten bunun tam tersi olarak, işlenen dersin üzerine evde araştırma veya tekrar çalışmaları yapmaktır. Özellikle konu örgüsünün çok önemli olduğu matematik ve İngilizce gibi derslerde bu yaklaşımdan uzak durulmalıdır.
  • Verilen ödevler mutlaka kontrol edilmelidir. Öğrencileri ödev konusunda en çok kızdıran konuların başında, ödevlerin kontrol edilmemesi vardır. Aslında öğrencinin ödevi evde verilen çalışmaları yapmak, öğretmenin ödevi (sorumluluğu) yapılan çalışmaları kontrol etmektir. Her iki ödevden biri yerine getirilmezse, diğerinin sorumluluğunu yerine getirmesi oldukça zorlaşacaktır. Gerçekçi olalım. Biz de görülmeyen veya denetlenmeyen işlerimizi yapmaktan genelde kaçınırız. “Denetlemeye gerek var mı?” diye düşünebilirsiniz. Fakat burada amacımız ödevini yapmayan öğrenciyi azarlamak değil. Ödevini yapmayan öğrencide sorumluluk bilinci sağlıklı oluşmamıştır. Denetlemedeki amacımız, bunu gözlemlediğimiz öğrencilere ilk önce sorumluluk bilincini kazandıracak çalışmaları ödev olarak vermektir.

Ödevden en büyük ve tek beklentimiz, öğrenmeye katkı sağlaması olmalıdır.

Saygılarımla…

Son Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

81TakipçilerTakip Et
spot_img

Son Yazılar