20.4 C
Türkiye
Cuma, Haziran 14, 2024
spot_img

Soru Sorma Sanatı

Saygıdeğer Öğretmenlerim,

Hayatta her şey bir soru ile başlar “Nasılsınız?” “Tanışabilir miyiz?” “Adınız nedir?” “Nerelisiniz?” “Kaç yaşındasınız?”

Düşünmenin de temelinde soru sormak vardır. Düşünmek, kendine soru sormak ve cevabını aramak demektir. Sürekli iç sesimizle muhakeme ederiz. “Bunu doğru yaptım mı?” “Orada neyi yanlış yaptım?” gibi. Ve insan sadece kendisine yalan söyleyemez. Bunun için kendimize sorduğumuz soruları doğru sorarsak, kendimize vereceğimiz dürüst cevaplar sayesinde eksiklerimizi daha doğru görmüş oluruz. Yani doğru sorular sormaya başladığımızda, birçok şeye doğru çözümler bulduğumuzu fark ederiz.

Derse başlarken veya ders anlatırken de çeşitli sorular sorarız. Burada önemli olan bu soruları doğru sorabilmektir. Devamında öğrenci de ne kadar çok soru sorarsa, o kadar çok merak edip öğrenmek istiyor ve araştırıyor demektir.

Doğru bir öğretmen olmak istiyorsak, doğru sorular sormayı bilmek zorundayız. Öğrencilerle veya velilerle sağlıklı ilişkimiz olması, ilk tanışmamızdaki intibaa bağlıdır. Bu intibaa da, etkili bir iletişim sağlamak için doğru soruları kullanmamız önemlidir. Yanlış anlaşılmasın. Doğru ve kaliteli soru sorarken ciddi ve otoriter olun demek istemiyoruz. Aksine samimi ve kendiniz olun demek istiyoruz.

Doğru soru nedir? Kaliteli soru nasıl sorulmalıdır? Hangi aşamada hangi sorular sorulmalıdır? Öğrenciye neden soru sormalıyız? Aklımıza gelen soruların başındadır. Gelin şimdi sırasıyla bu sorulara cevap vermeye çalışalım.

Doğru soru nedir?

Öğretmenler olarak bize bilgi veren, öğrenciyi düşündüren ya da motivasyonlarını açığa çıkaran her soru, doğru ve kaliteli sorudur. Güçlü soru, çok fazla soru sormanıza gerek duymadan, öğrencileri bilgi vermeye teşvik eden sorulardır.

Kaliteli Soru Nasıl Sorulmalıdır?

Kaliteli soru sorarken gerçekçi, olumlu, uyum-ahenk yakalayan cümleler kurmalıyız. Bunlar duruma göre %80 açık uçlu, %20 kapalı uçlu sorulardan oluşmalıdır. Motive edici sorularda telkini saklamak önemlidir.  Soru sorarken cevabı etkili dinlemeli, öğrencinin vereceği cevaba odaklanılmalıdır. Bir soru sorduktan sonra, cevaba odaklanılmadan bir sonraki soru düşünülmemelidir. İletişimin bozulmaması için cevap veren öğrencinin sözü kesilmemelidir. Öğrenci cevap verirken aklımıza soru geldiğinde hemen soruyu sormamalı, öğrencinin cevabının bitmesini beklemeliyiz. Sadece soru sormaya odaklanmayalım. Dikkatimizi sadece soruya verirsek, gidişatı kaçırırız.

Samimi olun. Kafanıza takılan durumlar her ne olursa olsun, kapıdan içeri girdiğinizde onları dışarıda bırakın. Önyargısız sorular sormalı ve cevabını aynı hassasiyetle dinlemeliyiz. Şu gerçeği unutmayalım ki;

Önyargısız olmak mümkün değildir,

Fakat önyargısız davranmak mümkündür.

Öğrenciler ile uyum ahenk yakalamak için onların ilgi alanları ile ilgili 3–5 temel bilgi edinmeliyiz. Uyum-ahenk sağladıktan sonra sorduğumuz doğru sorularla öğrencinin bakış açısını gerçekçi noktaya çekerek farkındalık oluşturmalı, farklı alternatifleri fark etmesini sağlamalıyız.

Öğrencinin yaşı ne olursa olsun, cevabını ciddiye almalıyız. Burada Mimar Sinan`ın bir hadisesinden bahsetmek isteriz. Mimar Sinan, Selimiye Camii karşısında oynayan çocukların yanından geçerken küçük bir çocuğun arkadaşına: “Şu minare eğri yapılmış.” dediğini duyar. Mimar Sinan hemen küçük çocuğa: “Göster bakalım hangi minare eğri olmuş” deyince, küçük çocuk eliyle işaret ederek “Şu sağ taraftaki minare eğri” diye gösterir. Koca Sinan ustalara: “Bize bir halat getirin.” der. İşçiler halatı getirerek bir ucunu minareye bağlarlar. Koca Sinan küçük çocuğu yanına çağırır ve “İşçiler şimdi halatı çekerek minareyi düzeltecekler. Minare düzelince sen tamam diyerek bizleri uyar.” der. İşçiler halatı çekmeye başlarlar ve biraz sonra küçük çocuk haykırarak: “Tamam düzeldi,” der. Koca Sinan çocuğa: “Şimdi tamamen düzeldi mi?” diye sorunca, çocuk: “Evet düzeldi, şimdi daha güzel oldu, bak.” diye cevap verir. Ustalar bu olanlara anlam veremeyerek “Mimarbaşımız, sen herkesten iyi biliyorsun ki, minarede eğrilik falan yoktu. O halde niçin düzeltmeye kalkıştın?” diye sorunca, Mimar Sinan ustalara dönerek şöyle der: “Bu küçük çocuğun kafasındaki minarenin eğriliğini düzeltmeseydik, çocuk caminin yanından her geçtiğinde caminin güzelliğini görmezdi. Böylece caminin adı da eğri minareli cami olarak yayılırdı.” Mimar Sinan’ın cevabı inceliğin, anlayışın, hoşgörünün simgesi olarak bize güzel bir örnektir.

Hangi aşamada hangi sorular sorulmalıdır?

Öğretmenlerin doğru soru sormada takıldıkları konuların başında “Hangi aşamada hangi soruları sormalıyız?” vardır. Devamlı doğru ve kaliteli soru sormaya özen gösterdiğimizde, zamanla bilinç dışı oto pilotta doğru soruları sorduğumuzu fark edeceğiz. Sistemli hareket ettiğimiz de zamanla doğru sorular kendiliğinden gelecektir.

Doğru soru doğru zamanda ve doğru şekilde sorulmalıdır. Mesela; Çekimser olan öğrencilere kapalı uçlu, “evet, hayırlı” sorular sorulmalıdır. Hiçbir şeyin muğlakta kalmaması için bunlar önemlidir. Bu kapalı uçlu sorular en son nihai kararda kullanılmalıdır. “O halde, haftada bir kitap okumalıyız değil mi?” gibi.

Bizim sorduğumuz sorulara karşı öğrenciden konu ile alakasız ve ilgisiz soru gelirse ne yapmalıyız? Öncelikle öğrenci için önemlidir ki sormuştur diye düşünmeliyiz. Devamında öğrenciyi bozmadan, sınıftaysak diğer öğrencilerin dikkatini dağıtmadan ve dersi sekteye uğratmadan cevap vermeliyiz.

Eylem planı konusunda nereden başlayacağını bilemeyen öğrenciye, gizli telkin içeren sorular sorulabilir. Mesela; telafi derslere nereden başlayacağını bilemeyen öğrenciye “Çok ağır yükleriniz var. Bu yüklerden kurtularak ilerlemek için istersen en ağır parçaları ata ata gidelim. Burada buna öncelik verelim mi? Şu an sana en ağır gelen hangisi?” soruları ile eylemin ilk adımı atılması sağlanabilir. Matematik, Türkçe veya daha farklı derslerden gelen cevap üzerinden ilerlenmelidir.

Okuldan artan zamanını boş geçirdiğini düşündüğünüz öğrenciye “Okuldan sonra tüm gün evde ne yapıyorsun? Boş boş gezmiyorsun değil mi?” sorusu yerine, “Zamanını ve enerjini harcadığın 3 şey nedir?” sorusunun sorulması, öğrencinin tüm gününü doğru değerlendirmesi için yerinde bir soru olacaktır. Devamında “Bundan başka…” sorusu öğrenciyi daha fazla düşünmeye sevk eden doğru bir sorudur.

Sürekli mızmızlanan öğrenciye ayna tutmak için “Hayatının daha güzel ve başarılı olabilmesi için neyin değişmesi lazım? Bu konu hakkında kimlerden fikir almalısın?” soruları yerinde olacaktır.

Öğrenciye neden soru sormalıyız?

Öğrenciyi en çok motive eden şeylerin başında, kendisine soru sorulması vardır. Öğrenci kendisinin fark edildiğini düşünür ve merak uyandırır. İhtiyaçların belirlenmesinde öğrencinin kullandığı ifadeler çok önemlidir. Bunun için “Neyi yaparsan kendini daha iyi hissedersin?” sorusu öğrenciye yöneltilebilir. Yavaş olan öğrencinin biraz daha hızlanmasını istiyorsak “Nasıl?” sorusunu kullanmalıyız. “Bunu daha farklı nasıl yaparsan zaman kazabilirsin?” gibi.

Doğru sorular öğrenciyi hedefe yönelterek, eyleme geçirir. “Ben yapamam,” şeklinde düşünen çekimser öğrenciye “Bunu yaptığında olabilecek en güzel şey nedir?” sorusu sorularak, yapabildiğini hayal etmesini sağlayabiliriz. Hata yapan öğrenciye “Bunu neden yaptın?” şeklinde geçmişe dönük soru sormak yerine, “Bu yaptığından ne öğrendin?” sorusu şimdiki zamanda ne kazandığına odaklanmasını sağlayarak hatasından hangi dersi çıkarması gerektiğini öğreten güçlü sorudur. Hedef belirlemede sürekli belirsizlikler yaşayan öğrenciye “Şu an yaparken seni heyecanlandıran şey nedir?” sorusunu sormak, öğrencinin hedef belirlemede netlik kazanmasına yardımcı olacaktır.

Saygılarımla.

Son Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

81TakipçilerTakip Et
spot_img

Son Yazılar