20.4 C
Türkiye
Cuma, Haziran 14, 2024
spot_img

Yorgun Öğretmen

Saygıdeğer Öğretmenlerim,

Bu yazımızda biten günün ardından birçok öğretmenimizin hissettiği yorgunluğa değinmek istedik.

Sınıfını danışarak yöneten, eleştiriye ve iş birliğine açık, öğrencisine koçluk yaparak liderlik eden harika bir yol arkadaşıdır öğretmen. Uğruna 40 yıl kölelik edilecek kadar kutsal olan öğretmenliğin cilvesi de yorulmaktır.

Sabretmek, defalarca anlatmak, programlar düzenlemek ve toplantılar yapmanın sonunda eve yorulmuş olarak gelir öğretmen. Sabahtan yapılan birçok planlar günün sonunda başka bir güne, hafta sonuna ayarlanan programların yarısı diğer hafta sonlarına ertelenir. Genelde de gün sonunda tükenmiş öğretmeni hazırlanması gereken raporlar, okunması gereken sınav kağıtları, planlanması gereken haftalık ders programları gibi kabarık bir yapılacaklar listesi beklemektedir.

Yorgunluğa genelde tek iş gibi görünen, fakat öncesinde ciddi programların düzenlenmiş olması neden olabilir. Mesela; veli toplantısından önce zümre toplantısı, zümre toplantısından önce öğretmenler kurulu toplantısı yapılır. Yani velinin katılacağı bir veli toplantısı için öğretmen üç toplantıya katılır.

Ya da,

40 dakikalık ders anlatımı için öğretmen sınıftaki öğrencileri analiz eder, genel performans üzerinden anlatılacak konuları seçer, derse başlamadan önce gelen şikayetleri çözmeye çalışır, eksik kitap veya materyal getirenlere yardımcı olarak eksikleri gidermeye çalışır ve en son dersi anlatmaya başlar.

Yetişkin bir insanın günde ortalama 35.000 kez karar verdiğini biliyor muydunuz? Yapılan araştırmalarda bir öğretmenin diğer mesleklere oranla gün içerisinde 3 kat daha fazla karar verdiği tahmin ediliyor. Vücudun ihtiyacı olan enerjinin %20`sini beyin harcamakta. Buna göre öğretmenlik sürekli beyni aktif tutmayı gerektirdiği için, bu da günün sonunda tükenen gücümüzün sebebi olarak yeterli değil mi? Hatta bi noktada çalışan öğretmen yorulmalı diyebiliriz.

Bazı günler okuldan eve gelen öğretmen kendisini yorgun, cesareti kırılmış ya da yenilgiye uğramış gibi hissedebilir. Burada verdiğimiz durumlar size tanıdık gelmiş olmalı. Evet, bu konuda yalnız değilsiniz. Sadece “Tamam o zaman. Evet, ben yorgun bir öğretmenim,” diyerek durumu kabullenmemeliyiz. Bu yazımızda hepimizin ortak sorunu olan yorgunluğun neden ve çözümlerine değinerek yorgunluk sorununu ortadan kaldırmayı hedefledik.

Bu durumun bilimsel olarak iki nedeni olabilir;

  1. Yoğun çalışma temposundan kaynaklı, stres ve baskının fazla olmasının yanı sıra, yoğun sorumlulukların zamanında yerine getirilememesinden kaynaklı tükenmişlik sendromu,
  2. Kas ağrısı, duygusal tahammülsüzlük, konsantrasyon bozukluğu, yeni bir işe başlamada isteksizlik, bıkkınlık, düşük uyku kalitesi, aşırı stresli olmak gibi belirtileri taşıyan mental yorgunluktur.

Peki, birbirine yakın olan bu olumsuz durumları nasıl iyileştirebiliriz?

  • Listenin birinci sırasında sağlık gelmekte. Zihin ile beden arasında insanın yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen bağlantılar vardır. Mesela; Kalsiyum ve D vitamini eksikliği halsizlik ve yorgunluğa, tiroit bezlerinin az çalışmasından kaynaklı hipotiroidi durumu halsizlik, kaslarda güçsüzlük, eklem ağrısı, depresif ruh hali, konsantrasyon güçlüğü, gerginlik ve sinirliliğe, hipertansiyon, diyabet ve epilepsi hastalığının belirtileri arasında öfke kontrol problemi olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumlar söz konusu olduğunda, doğru takviyeler ile düşük değerlerimizi iyileştirmemiz gerekir.
  • Yaptığımız tüm negatif değerlendirmelerin geri dönüşü negatif olur. Bu da öğretmeni mental olarak yorar. Bunun için negatif değerlendirmelerin yerine pozitif değerlendirmeleri tercih etmeliyiz.
  • Öğrenciler ile konuşmalarınızda kendinizi dinleyin. Belki hayal kırıklığına uğrayarak sizi yoran durumlara, kendi öğretmenlerinizden duymaya nefret ettiğiniz söylemlerin aynısını kullanmanız neden olabilir. Bu durum, farkında olmadan stres altında şartlandırıldığı gibi tepki vermenizden kaynaklıdır. Bu durumun nedeni, özellikle erken çocukluk döneminde öğrenilenlerin, ilerleyen yaşlarda refleks olarak kalıcı ve kökleşmiş hale gelerek, öğrenilmiş davranış olarak tepkilerimize yansımasından kaynaklanmaktadır.
  • Çözüm ve öneri sunmayan nasihatler, dolaylı mesajlar, öğrencilerin direnmelerine neden olan söylemleri kullanmaktan kaçının.  Mesela; Sınıfın öğretmeni sen misin? Şaklabanlığın bittiyse dersi anlatmaya başlıcam. Sen dersin ortasında bunu yapabileceğini mi sanıyorsun? gibi söylemleri kullanmaktan kaçının.
  • Sorunu görmezden gelerek bastırmaya çalışmak, olan sorunu daha çok büyütür. Bu ve bunların binlerce varyasyonunu her gün duyan öğrenci, sorun çıkarmaya devam eder. Her gün aynı sorunlarla karşılaşan öğretmen, günün sonunda yenilgiye uğradığını düşünerek kendisini yorgun hisseder. Hatta öğrenciler sorunlu olanın öğretmen olduğunu düşünerek; “Bizim öğretmen bi tuhaf, patronluk taslıyor, hiç adaletli değil, anlatmama izin vermedi,” şeklinde arkadaşları arasında kulis dahi yaparlar.
  • Bu tür olumsuz düşünceleri yıkmanın en güzel yolu, öğrenciye göstermiş olduğu davranışı sizi nasıl etkilediğinizi söylemenizdir. Sizin de insan olarak ihtiyaç ve duygularınızın olduğunu söylemeli, çok gürültücü sınıfta başınızın ağrıyacağını, aşırı sorumsuz sınıfta gerilebileceğinizi, sınıftaki düzen bozulduğunda sinirlenebileceğinizi anlatmalısınız. Bu bakış açısını kazandırabildiğiniz öğrenciler, sizin hangi durumlarda nasıl tepki verebileceğinizi öngörebilecek ve sizin tepkilerinizden önce olaya odaklanmaları gerektiğini bileceklerdir.
  • Öz kontrol becerisine sahip olmak. Kişi öz kontrolü kaybettiği an, öz düzenleme becerisini de kaybetmiş olur. Yani beynin tutarlı olma, planlama, problemlerin üstesinden gelme ve karar verme merkezi olan öz kontrolü kaybetmesi sonucunda, öz düzenleme olan duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını kontrol edebilmeyi de kaybeder. Bu duruma örnek olarak bu günkü konforu için isteklerini bir süreliğine erteleyemeyen öğretmenlerin, yarın ulaşmak istedi hedeflerini başarmayı ertelemiş olacağını verebiliriz. Dahası bu gün ertelediğimiz her iş yarın bize iki iş olarak geri dönecektir. Mesela; bu hafta işlemeniz gerek yeni ders konusunu programı aksatarak haftaya ertelemeniz durumunda, bir sonraki hafta yeni konu ile beraber iki konuyu işlemeniz gerekebilir. Ya da bu ay öğrencilerin büyük kas gelişimlerini takip ederek raporlamanız gerekiyor. Fakat bu durumu bir sonraki aya ertelemeniz sonucunda, bir sonraki ayın raporu olan küçük kas gelişimi ile beraber her iki raporu hazırlamanız gerekebilir. Bu tür ertelemeler sonucunda da genelde sağlıklı ve doğru raporlamalar maalesef ki hazırlanamaz. Biriken işlerin sorumluluğu altında öğretmende kendisini mental olarak yorgun hisseder.
  • Karar yorgunluğu, kısa sürede çok fazla seçenekler arasında seçim yapılması durumlarında yaşanan zihin yorgunluğudur. Bu durumu menü listesi kabarık olan restoranlarda hangi yemeyi seçeceğine karar veremeyen müşteriye benzetebiliriz. Bir nevi seçenekler içinde seçimsiz kalmaktır. Bunun en kötü sonuçlarının başında, karar almayı erteleme vardır. Bunu önlemenin en güzel yolu tercihleri, önemliden daha az önemliye olarak sıralamak, az önemli olanları en sona bırakarak seçeneklerin sayısını azaltmak ve karar verme sürenizi belirleyerek bu süreyi aşmamak olacaktır.
  • Kendinize yapacağınız içsel konuşma ile motivasyonunuzu yukarı çıkarmalısınız. Mesela: “iyi ki öğretmenim…” diyerek öğretmenliğin olumlu yanlarını görmeye çalışın.
  • Doğru programlama ile etkili zaman yönetimi uygulayarak derse hazırlanılmalıdır. Mesela: konu anlatımları önceden analiz edilen sınıfların anlayabilme potansiyellerine göre ayarlanmalıdır.

Yorgunluk konusunu araştırırken mesleki yorgunluk, kronik yorgunluk, akademik yorgunluk, şefkat yorgunluğu, pandemi yorgunluğu, sosyal medya yorgunluğu vb. uzayıp giden liste ile karşılaştık. Yorgunluğu, modern çağın vebası olduğunu düşünürken bizden önceki her çağın kendisini en yorgun çağ olarak tanımladığını fark ettik. Hepimiz yaşı bizden fazla olan büyüklerimizin “Bizim zamanımızda böyle rahatlık yoktu. Biz zor şartlarda çalıştık, yorulduk da bu zamana öyle geldik,” söylemine şahit olmuşuzdur. Çalışan ve emek veren öğretmen yorulur. Sadece bu durumun devam arz etmemesi adına, almamız gereken önlemlere dikkat etmeliyiz.

Müsaadenizle yazımızı şu mısralar ile bitirmek istiyoruz;

Yorgunum, bu aşikâr

Zira bir noktada insan yorulmalı…

Saygılarımla.

Son Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

81TakipçilerTakip Et
spot_img

Son Yazılar