20.4 C
Türkiye
Cuma, Haziran 14, 2024
spot_img

Zor Öğrenci ile Başa Çıkma Yolları

Saygıdeğer Öğretmenlerim,

Hepimiz öğretmenlik hayatımızda çoğu defa zor öğrenci ile karşılaşmış ve bu durum ile başa çıkmak durumunda kalmışızdır.  Öğretmenlerimize gerekli ipuçlarını paylaşmadan önce ufak bir hatırlatma yapmak isteriz. Öncelikle her çocuk tek ve biriciktir. Her çocuk birbirinden farklı aile ve ev ortamlarında yetişerek, bizim okulumuza gelmişlerdir. Böylesi kişiye özel bir durumun her çocuğun davranışına yansıyacağını, tüm sorunların başında öngörerek öğrencilerimize yaklaşmalıyız. Unutulmaması gereken diğer bir hususta, burada her ne kadar kurtarıcı bilgiler vermeye çalışsak da, öğretmen olarak duruşumuzu, kimliğimizi doğru oluşturamadıysak, bu öğrenci tarafından her zaman karşımıza çıkacaktır. Kişisel markamızı doğru oluşturmalıyız. Bunu anlamanın en güzel yolu şu ki; eğer “ben öğretmenim, benim ile nasıl böyle konuşursun?” diye kendimizi savunuyorsak, biz kişisel markamızı doğru oluşturamamışız demektir. Zira bunu biz değil, halimiz söylemelidir.

Özellikle covid-19 salgınından dolayı son bir buçuk yılını dört duvar arasında geçirmiş, elinden okulu, arkadaşları hatta oyun alanları alınmış öğrencilerin sayısı oldukça fazla. Böylesi zor bir durumun, ne kadar sağlıklı üstesinden gelebilirsek öğrencilerimizi o kadar fazla kurtarabiliriz. Kendi öğrenciliğimiz zamanında geçirdiğimiz olumsuz durumları hatırlayarak, empati yapmayı unutmayalım.

Zor öğrenciler ile başa çıkmanın ilk yolu, sınıf yönetimine hakim olmaktır. Sınıf içi kuralları, tüm sınıf ile kararlaştırarak oluşturmalıyız. (Konu hakkında detaylı bilgi, Sınıf Yönetimi yazımızda mevcuttur.) Sınıf ortamında zorluk çıkaracağını hissettiğimiz öğrencilerimize isimleri ile hitap etmeliyiz. Bu şekilde hitap etmemiz, “öğretmenin olarak seni fark ettim ve tanıyorum” algısının oluşmasını destekleyecektir.

Aslında zor öğrencilerdeki durum, bizden daha çok kendilerini zorlamaktadır. Bu konuda farkındalık oluşturmak için zor öğrenci ile samimi ortamda, gerekirse çay eşliğinde nasihat eder gibi değil de, daha çok fikir istişare ediyor gibi sohbet ederek, bu durumun kendisini daha çok yorduğunu söyleyebiliriz. Her diyalog olumlu sonuçlanacak diye bir şey yok. 1,2,3 gerekirse daha çok defa deneyelim. Asla pes etmeyelim. Bir noktadan sonra öğrenci bizim söylediklerimizi düşünmeye başlayacaktır. Düşünmeye başladığı zaman da anlayacak, anladığında da hak verecektir. Önemli olan iletişimi koparmamak.

Unutmayalım ki; zor öğrenciler ile ancak profesyonelliğimiz ile baş edebiliriz.

Peki, Zor öğrenci Kimdir? Sınıf ortamındaki düzeni bozarak otoriteyi olumsuz etkileyen, kurallara uyma konusunda sıkıntı yaşatan, akran zorbalıkları ile diğer öğrencilerin motivasyonunu düşüren, dersin kalitesini ve sınıfın başarısını olumsuz etkileyen öğrencilerdir.

Zor Öğrenci Nasıl Anlaşılır?

Zor Öğrencinin Temel Özellikleri;

  • Kural tanımazlar,
  • Prosedür bilmezler,
  • Akran zorbalığına meyillidirler,
  • Her daim haklıdırlar,
  • Öfke kontrol problemleri en baskın özellikleridir,
  • İntikam ve öç alma peşinde olurlar,
  • Aşağılama ve imalarda bulunarak, karşı tarafa üstün olduklarını kabul ettirmeye çalışırlar,
  • Yanlış anlamaya meyillidirler,
  • Sınıfın hâkimi olma çabası içerisinde olurlar.

Zor Öğrenci Tipleri ve Yaklaşım Şekilleri

  • Agresif Tip

Genel olarak sinirli, nasıl davranması gerektiğini bilmeyen, fakat yanlışta olsa ne istediğini bilen, kural tanımayan, bağıran öğrencilerdir. Bağıran öğrencinin temel problemi, kendini ifade etmede veya kendini anlatmada yetersiz kalmaktır. En büyük kaygıları anlaşılmamaktır. Küçüklüğünde baskı altında büyümüş çocuklar, kendilerini baskı altında hissettiklerinde koruma iç güdüsüyle savunmaya geçerek, agresif tavırlar sergilerler.

Nasıl yaklaşılmalıdır?

Öğretmen olarak sabırlı olmalı, hatta çok çok sabırlı olmalıyız. En zoru bu zaten. Sabırla sakinleşmesini beklerken kendi sakinliğimizi korumalı, yüz ifademizi ifadesiz tutmalıyız. Beden dilimiz, sakinliğimiz ile uyumlu olmalıdır. Zor öğrenci yavaş yavaş sakinleştikten sonra açık uçlu sorular sorarak, asıl soruna yönlendirilmelidir. Verilen cevaplardan yola çıkarak kendisine, anlaşıldığını hissettirin. Asla tavırlı olmayın. Tavırlı olmanız, mevzunun kişiselleşmesini destekler.

Mantıklı açıklamalar yapmalı, anlık çözüm yerine, adaletli ve doğru çözüm yolu tercih edilmelidir. Bu öğrencilerde güven kazanmak çok önemlidir. Arada sadakatin sağlanabilmesi için adil ve mantıklı çözümler ile sonuca varılmalıdır.

Bir diğer dikkat etmemiz gereken durum, büyük hataları olan öğrencilerimizi uyarırken arada yaptıkları hafif ve küçük hataları görmezden gelmemizdir. Sürekli öğrencinin her büyük-küçük hatalı davranışını ikaz etmemiz, öğrenciyi bunaltabilir. Değişim yazımızda bahsettiğimiz gibi, hızlı değişim öğrenciyi kaybetmemizi destekleyebilir. Böyle bir ihtimali göz önünde bulundurmalıyız. Tercihimiz zamana yayılmış, sindirilmiş, olumlu değişim için önce büyük hataları değiştirmeye çalışmak, devamında küçük hataları düzeltmek olmalıdır.

Asla agresif öğrencinin kendi silahı ile karşılık vermemeliyiz. Bu konuda sınırlarımızı zorlamak isteyeceklerdir. Kendi kavgalarına bizi de dahil etmek, bağırarak tepki vermemizde ısrarla bizi zorlayacaklardır. Bu konuda bir defa alacağımız doğru tavır ve taviz vermezliğimiz ile kendinden emin duruşumuz sayesinde, öğrenci ısrarından vazgeçecektir.

Zor öğrenci grubunun lider öğrencisi ile işbirliği içinde olmamız, öğrencilerin doğru davranışa yönelerek şiddetten uzak durmalarına yardımcı olacaktır. Emin olun devamında diğer zor arkadaşlarını da kendileri ikna edecektir.

  • Sinsi Tip

İçsel direniş gösterir, açıktan itiraz etmezler. Her konuda olumlu gibi görünüp, tüm isyanları arkadaş ortamında dile getirirler. Açıktan itiraz eden öğrencileri arkadan destekleyerek, yüreklendirirler. Sessizce kavga ederler. Hiçbir olayın içinde değildirler. Genelde olaya şahit olan figüranlardır.

Nasıl yaklaşmalıyız?

Bu öğrencileri çözüm sürecine dahil etmeli, öğrencinin gerçek düşüncesini öğrenmeye çalışarak doğru ikazlar ile hatasını göstermeliyiz. Öğrencinin gerçek duygularını anlayabilmemiz için mikro ifadelerini yakalamaya çalışabiliriz. Mikro ifade evrenseldir. Tüm dünyadaki insanların 0,4 ile 0,5 saniye içinde istemsizce verdikleri ifadelerdir. Hatta yapılan araştırmalarda görme engeli ile dünyaya gelen insanlar, hiç kimseyi taklit edemedikleri halde bu ifadeleri aynı duygularda kullandıkları görülmüştür. Evrensel olan 7 duyguyu doğru yakalayabilmenin en kolay yolu, öğrencideki mikro ifadeleri yakalamaktır.

  • Alay/Hakaret eden Öğrenci Tipi

Çocuklar genelde kendilerinde yetersiz olarak gördükleri durumların açığa çıkması veya fark edilmesinden endişe duyduklarında, karşı taraf ile alay edebilirler. Doğruyu söylemedikleri, haksızlık yaptıklarını bildikleri durumların ortaya çıkmasından korktukları ya da bu durumu kabullenemedikleri zamanlarda, hakaret ederek karşı tarafı bastırmaya çalışabilirler.

Nasıl Yaklaşmalıyız?

Ön yargılı olmadan, bize yapılan yanlışı kişiselleştirmeden, tavırsız şekilde bir kaç dakika beklemek önemlidir. Sonrasında öğrenciye neden böyle yaptığı sorulmalıdır. Bu iletişimi kurarken, yüzünüzün özellikle ifadesiz olmasına dikkat edin. Öğrenci konuşurken susana kadar, onay ifadeleri ile dinleyin. Dinlerken samimi olun, öğrenci sizin kendisini dinlediğinizden emin olmalıdır. Dinlerken sorunu doğru tespit ederek, uygun çözümler önerin. Devamında yanlış yaptığı davranışını sen dili ile değil, ben dili ile uyarın. Yaşanan olumsuz durumun veliye de haberdar edilmesi gerekir. Böylelikle hassas durumun evde de tekrar edilmesinin önü kesilmiş olur.

  • Mızmız tip

En temel özellikleri ne istediklerini bilemedikleri için karar mekanizmalarının zayıf olmasıdır. Sürekli talep ve istekte bulunurlar. “Ben böyle istemiştim, ben böyle düşünmüştüm” diyerek kendi tercihlerinin, verilecek kararlarda önce değerlendirilmesini isterler. Fakat kendi istekleri doğrultusunda alınan kararlardan, çoğunlukla pişman olurlar.

Nasıl Yaklaşmalıyız?

Yönlendirmeler yapmalı, ne istediklerini anlamalarını ve görmelerini sağlamak adına şüphelerini gidermeliyiz. Az seçenekler ile tercihleri daraltarak karar vermelerine yardımcı olmalıyız.

  • Kontrol Delisi Tip

Öğretmenleri ve öğrencileri yönlendirerek her türlü konuyu kontrol altına alma ihtiyacı hissederler. Bu durum genelde kaygı duyan öğrencilerde görülmektedir.

Nasıl yaklaşılmalıdır?

Öncelikle bu öğrenciler konuşurken dinlenildiğinden emin olmak isterler. Açıklama yaparken sözlerini kesmeden, süreyi baştan belirleyerek konuşmalarına fırsat vermelisiniz. Yaşları gereği yeterlilik ve algı seviyeleri birçok konuyu yeterli muhakeme edemeyeceğinden, kendi düşünceleri üzerinden doğru yönlendirmeler yaparak doğruyu kendilerinin fark edip söylemelerini sağlayın. Kendi düşüncesinde ısrarcı olan öğrenciyi dikkate alıyor “muşçasına” yaparak, doğruyu fark etmelerini zamana bırakmalısınız.

“Sizin bu fikrinizden yola çıkarak böyle karar verdik” veya “sizin bu isteklerinizi dikkate alarak bu programa ilaveler yaptık” diyebilirsiniz. Alınan kararlarda öğrencilerin fikirlerinin önemsendiğini hissettirmeniz, istemeden de olsa alınan kararlara uymaları konusunda öğrencileri sorumlu hissettirerek, uyumlu olmalarını destekleyecektir.

  • İtiraz Tipi

Arkadaşları ile olan sosyal ilişkilerinde alıngan ve gururlu, aile ortamında inatçı, hayır kelimesini duymaya tahammülü olmayan çocuklar, bu davranışlarını okul ortamında açıktan veya dolaylı yoldan itiraz ederek devam ettirirler. “Neden ödev yapmam gerekiyor? Yapmak zorunda mıyım? Bu dersi öğrenince ne olacak?” şeklinde bolca itiraz edeler. Kendilerine müdahale edilmesinden, karışılmasından hiç hoşlanmadıkları gibi, intikam duyguları oldukça fazladır.

Nasıl Yaklaşmalıyız?

İyi analizci olarak, nokta atışı yapmalıyız. Tartışmaya asla girmemeli, gerginlikten uzak durmalıyız. İtiraz eden öğrencinin tartışmaya yöneleceğini hissettiğimizde, hava alıp sakinleşmesi için 5 dakika dışarı çıkmasına müsaade etmeliyiz. İkna etmeye çalışırken baskı yaparak değil, çözümleyici teklifler sunarak ikna yoluna gitmeliyiz. Doğru bilgiyi uygun şekilde söyleyerek, itirazı açıktan reddedebiliriz. Gerçekleri söylememiz, güven kazanmamızı sağlayacaktır.

Öğretmen olarak bu yaklaşım şekillerinden başka, uygulayabileceğimiz teknikler şunlardır;

“Acaba” değil, “hangi” tekniği;

Soruya soru ile karşılık vermek veya çok fazla seçenek sunmak yerine, iki seçenek sunarak ikna etmeyi kolaylaştırmaktır. Mesela; akran zorbalığına meyli olan öğrencimize, bu durum ile alakalı kitap tavsiyesinde bulunmak istiyoruz. “Sana okumak isteyeceğini düşündüğüm iki tane kitap önerim var. Hangisini önce okumak istersin?” şeklinde teklif sunabiliriz.

Algıda zıtlık tekniği;

Zıt bir durumu örnek vererek, dikkati olumsuz durumdan, olumlu duruma çekmeye çalışabiliriz. Mesela; öğrenciden düzeltmesi gereken yanlış davranışını tekrarlamamasını isteyeceğiz. Fakat bu isteğimizi öğrencinin yerine getirmeyeceğini düşünüyoruz. O zaman asıl isteyeceğimiz şeyden önce, daha zor bir şey isteyebiliriz.

Karşılıkta bulunma;

Sözlükte mütekabiliyet şeklinde karışımızı çıkan bu teknik, diğer bir tabirle karşılığını bırakmamaktır. Yapılan iyiliğe karşılık, hiç kimse kayıtsız kalmak istemez. Mesela; olumsuz davranışında ısrarcı olan öğrencide az da olsa olumlu ilerleme gördüğümüz zaman, “Bu hafta çok güzel kurallara uyduğunu fark ettim. Çok teşekkür ederim. Ben de bu durumu kutlamak için sana kalem hediye etmek istiyorum. Bu kalemi senin için aldım,” diyebiliriz.

Telafi etmek;

Her zaman biz haklı olamayız. Hatayı kabul etmek, erdemdir.

Saygılarımla.

Son Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

81TakipçilerTakip Et
spot_img

Son Yazılar