20.4 C
Türkiye
Cuma, Haziran 14, 2024
spot_img

Kuşaklar Arası Fark Neden Var?

Saygıdeğer Öğretmenlerim,

Kuşaklar arası fark var mı? sorusunun cevabını ararken M.Ö. 350 yılında Aristoteles’in söylemiş olduğu şu söz ile karşılaştık, “Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar, yetişkinlere karşı saygısızlar, ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenlerini sinirlendiriyorlar.”

Yine konuya ilişkin M.Ö. 800 yılında Hesiod`un şu sözü bugünü tanımlar durumda; “Günümüzün gençleri o kadar umursamaz ki, ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere, büyüklere karşı saygılı olmayı, ağır başlı davranmayı öğretmişlerdi. Şimdiki gençler kurallara boş veriyorlar. Çok duyarsızlar ve beklemesini bilmiyorlar.”

Ne kadar enteresan değil mi? M.Ö. sanki bizim dert yandığımız Z kuşağından bahsediyorlar.

Bu sözler kuşaklar arası durumu çok güzel özetlemiş aslında.

Kuşak kelimesi; yaklaşık aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını ve sıkıntılarını paylaştıkları için ortak değer, inanç, beklenti ve davranışlara sahip gruplar anlamına gelmekte. Kuşaklar arasında sanılanın aksine ciddi farklar yoktur. Esasında her kuşağı, kendisinden önceki kuşağın yetiştirdiğini düşündüğümüzde, mevzu edilen fark, bir önceki kuşağın sahip olmasını istediği farktır. Yani Z kuşaklarını yetiştiren bizler, onların sözüm ona özgüvenli ve özgür olmalarını istediğimiz için onları bu yönde yetiştirdik. Ama nedense sonuçtan pek de memnun kalamadık.

Gözümüzden kaçan, eğitimin amacına sadık kalmaktı. Zira eğitimin amacı; gelişen teknoloji ile beraber sahip olunan tüm değerleri, yeni nesillere aktararak toplumsal bütünlüğü ve devamlılığı sağlamaktır. İşte bizim hatamız, ne kültürel değerlere ne de diğer değerlerimize sadık kalamadığımızdır. Kültür kelimesi tek başına, insanın yaşamının tümünü ifade eder. Kültür; ait olunan insan topluluğunun din, inanç, örf, adet ve anlayış gibi kimliğini oluşturan temellerin bütünüdür.

Her kuşak, kendi inanç ve kültürünü edindiği deneyimler ile beraber bir sonraki kuşağa aktarmalıdır. Bu aktarımda noksan kalan kısımlar ve aktarılamayan değerler, bir sonraki kuşakta kendisini gösteremez. Çünkü geçmiş, geleceğe şekil verir.

Kuşak farkı yoktur. Bir sonraki nesle aktarılamamış dini değerler, ahlak eğitiminden yoksun büyümüş, kendi toplumuna yabancı, kendisinin keşif yolu ile öğrenmesi istenilen sonraki kuşak vardır. Halbuki birçok eğitim keşif yolu ile değil, önce rol ve model olunarak, sonra da anlatılarak öğretilir. Keşfedeceği şey ise doğa, insan beyni, vücudu, gezegenler vb. gibi bilimsel konulardır.

Çünkü keşfetmek; var olduğu bilinmeyen bir şeyi bulmak demektir. İnsan doğayı keşfeder, insan anatomisini keşfeder, uzay bilimini keşfeder. Fakat inandığı dinin temellerini keşfedemez, ahlak olgunluğunu keşfedemez, toplum kurallarını keşfedemez. Bunlar vardır. Var olan değerler ancak nesilden nesillere ancak doğru ve eksiksiz aktarılmalıdır. En çok eğitim ile ilgili “çocuk kendisi keşfetsin istiyoruz. Bir çok şeyine müdahale etmiyoruz, karışmıyoruz.” diyen veli ve çocuk gelişimcilere denk geldiğimiz için burada bu konuya değinmek istedik.

Eğitimde öğretilecek konuları ve keşfedilecek konuları birbirinden ayırt etmek, gelecek nesillerin sağlıklı yetişebilmesi için oldukça önemlidir.

Ve her kuşak kendisinden sonra gelen kuşaktan kesinlikle şikayetçidir. Bu durum geçmişten günümüze hiç değişmemiş.

Demem o ki, aslında kuşak farkı yok. Rehavete kapılıp, yanlış yetiştirilen, buna da kuşak farkı bahanesi ile kılıflandırılan mazeretler vardır.

Hepsi yaşanılan zamanın koşul ve şartlarından kaynaklı farklılıklar. Y kuşaklarının ödev yapmama bahanesi “Elektrikler kesildi, ödevimi yapamadım,” z kuşağının ödev yapmama bahanesi “İnternet kesildi, ödevimi yapamadım,” olarak şekil değiştirmiştir. Aslında yaşanılan hiçbir şey özünde değişmemiştir.

Hatırlarsanız 1990 yılında 2012 ve ilerisi için uzay çağı tanımlaması yapılırdı. İnsanlar gökdelenlerde yaşayıp, kapsülle beslenecekti. 2022 yılına yaklaştığımız şu günlerde biz hala apartman dairesinde yaşıyor ve günde üç öğün besleniyoruz. Zamana yolculuk yapılacaktı. Ama biz hala yeni taşınan arkadaşlarımıza “Evin asansörlü mü?” diye soruyoruz. Değil zamana yolculuk etmek, alt kattan üst kata çıkabilmeyi farklılık olarak görüyoruz.

Şu zamanın öğretmenleri olarak eğitim bizim sorumluluğumuzda olduğu için, Sayın Öğretmenlerim iş bize düşüyor. Bu konuda velilere yapacağımız konuyu özetleyen açıklamalar ile farkındalık oluşturmalıyız. Velilerden önce biz, z kuşağı öğrencilerinden dert yanmayı bırakmalıyız.

Velilerin z kuşağı çocuklarından ilk ve genel şikâyeti “telefonu ellerinden alamıyoruz” dur.

Bunun esasında çözümü çok basit. Velilerimizden Youtube dan başlayarak telefonlarından öğrenciye cazip gelecek olan tüm uygulamaların silinmesi istenilebilir. Sadece iletişim olarak kullanabilecekleri uygulamalar bırakılıp, öğrenciye telefon verilebilir. Yapacak hiçbir şeyi olmadığı için öğrenci telefonu bırakacaktır. İlk zamanlar duruma sinirlenerek, tepki gösterecekler tabi. Fakat en fazla 3 hafta gibi bir sürede durumu kabullenerek, telefonu istemeyi bırakacaklardır.

Telefondan uygulamaları silmek, konuyu en kısa sürede çözüme ulaştıracaktır. Bilgisayar kullanımı günlük belirlenen saat ile kontrol altına alınmalıdır. Verdiğimiz örnekler z kuşaklarından en çok dert edilen konu olduğu için telefondan ve bilgisayardan bahsettik.

Öğretmeninde ve ailesinde, kendi kültür ve değerleri üzerinden hiçbir davranışa ve söyleme şahit olmayan öğrencinin, bu davranışları kendiliğinden kazanması oldukça güçtür.

Aktarılmayan hiçbir değer, bir sonraki nesilde kendisini göstermeyecektir.

Saygılarımla.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Son Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

81TakipçilerTakip Et
spot_img

Son Yazılar